Horlama Hastalığı

Horlama Hastalığı

Hazırlayan: Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı
# HORLAMANIN NEDENİ NEDİR?
# HORLAMA CİDDİ BİR SORUN MUDUR?
# HORLAMA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Normal erişkin inanların en az %45′i zaman zaman horlamaktadır. Bu şikayet %25′inde sürekli bir haldedir. Harlama problemi en sık şişman erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün artar. 300 den fazla firma horlamaya karşı cihaz geliştirmiştir. Bazı modeller pijama arkasına tenis topu yapıştırmak gibi eski bir modelin modifikasyonlandır (sırt üstü yatarken horlama daha çok artar). Çene ve boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine yerleştirilen cihazlar hiçbir yarar sağlamamıştır. Horlama sesi ile çalışıp hastayı uyandıran elektronik cihazlar bulunmuştur. Bütün bunlar hastanın horlamadan uyuma alıştırmaları olarak düşünülmüştür. Ancak maalesef horlama kişinin kontrolünde olmayan bir problem olup tüm bu cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.

HORLAMANIN NEDENİ NEDİR?
Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Dilen arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.

1. Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olaş alkol ya da ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.

2. Boğazdaki dokuların aşın büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama sebebidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.

3. yumuşak damak ve küçük dilin aşın sank ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur.

4. burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşın vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum neden bazı kişilerin sadece alerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılandır.

HORLAMA CİDDİ BİR SORUN MUDUR?
Sosyal olarak evet! Bu aile yaşamında ciddi bir şekilde tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur. Ailenin diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. Tıbbi olarak evet! Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür. Dinlenilmeden geçirilen geceler vardır. Aşın horlayan kişilerde yüksek tansiyon horlamayan kişilere göre daha sık görülür. Horlamanın en ağır formu “tıkayıcı tipte horlama hastalığıdır.” “uyku apnesi” olarak bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle kesilmektedir. Bu sırada solunum tam durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde 7′den fazla görülmesi yaşamı ciddi şekilde tehdit eder. Bu duruda doktorunuzun size bir uyku merkezinde inceleme yapılmasını önerecektir. Apneli (nefesin kesilmesi) hastalarda saatte 30-300 defa tıkanmalara rastlanılmaktadır. Böylelikle uykuda kan oksijen düzeyi aşın oranda düşer. Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır.

Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçecektir. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülecektir.

HORLAMA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?
Horlamanın bir çok tipi tedavi edilebilir. Erişkin horlayan kişiler için aşağıda sıralana önerilere uyulmalıdır.
1. İyi bir adale tonu su kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli.
2. Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen alerji ilaçlarını uykudan önce almamalı.
3. Uykudan 4 saat önce alkol almaktan sakınmalı. 4. Uykudan 3 saat önce ağır yemekten sakınmalı. 5. Aşın yorgunluktan sakınmalı
6. Uykuda yana yatmak tercih edilmeli
7. Yatağınızın başı daha yukarıda olmalı (10 cm.)
8. Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyın. Horlama kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile görüşmeniz uygun olacaktır. Bu özellikle uyku sırasında nefes alamama problemi olduğunda (yüksek sesli horlama nefessiz kalma dönemi ile kesilmektedir.) doktorunuza baş vurmanız daha da önem kazanmaktadır. Horama hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi yapılmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarı çalışmaları değerlidir.

Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Bu alerji veya enfeksiyon tedavisi gibi basit ya da bademcik, geniz eti veya burun bozukluklarının cerrahi gerektirir biçimdedir. Horlama- nefessiz kalma hareketli dokuların sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini sağlayan horlama ameliyatlarından uvulopalatofarengoplasti ameliyatı (UPPP) adı verilmektedir. Lazer’in kullanıldığı laser-assisted uvulopalatoplasti (LAUP) lokal anestezi ile yapılabilen bir başka ameliyattır. Yine son zamanlarda geliştirilen Radyo frekans cihazıyla da horlamaya neden olan hava yolu daralmalarını bu bölgelere uygulanan radyo dalgaları sayesinde küçültülmesi lokal anestezi altında yapılabilen bir müdahaledir. Uygun vakalarda ayaktan uygulanabilecek bir yöntemdir. Cerrahinin çok boğaza riskli veya hasta tarafından istenilmediği durumlarında boğaza basınçlı hava veren maske takarak (CPAP) uyuyabilir. Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar ağlayacaktır.

Unutmayın: horlama nefes almanın tehlikeli biçimde kesilmesidir. Horlama komik değildir, umutsuz hiç değildir.

Kulak-Burun-Boğaz kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Burun Gerisine Akıntı

Burun Gerisine Akıntı Hazırlayan: Türk KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı

Burun Gerisine Akıntı (BGA) boğazda akıntı toplandığını hissetmek veya burnun gerisinden akıntının aktığının farkına varmaktır. BGA egzersiz, kalın salgı veya boğaz kasları ve yutma ile ilgili sorunlardan ötürü de ortaya çıkabilir.

Normal olarak, burnu ve sinüslerin içini kaplayan salgı bezleri günde 250-500 ml. salgı üretmektedir. Bu mukozanın yüzeyinde ancak mikroskopla görülebilen hareketli küçük kıllar vardır. Bunlar salgının geriye doğru hareket etmesini sağlar. Daha sonra bu bilinçsiz olarak farkına varmadan yutulur. Bu salgı zarları ıslatır ve temizler, enfeksiyonlara karşı savaşır. Bu salgının üretilmesi ve temizlenmesi sinirler, kan damarları, salgı bezleri, hormonlar, ve küçük kılcıklar arasında ki ilişkiye bağlıdır.

NORMAL OLMAYAN SALGlLAR

Artmış ince ve temiz salgı soğuk algınlığı, grip (üst solunum yolu viral enfeksiyonu), alerji, soğuk hava, parlak ışık, bazı besinler ve baharatlar, gebelik ve hormonal değişiklikler, doğum kontrol hapları ve bazı tansiyon ilaçlarının da içinde olduğu ilaçlar, ve burun içi kemik eğriliği gibi durumlarda görülür.

Vazamotor rinit allerjik olmayan aşırı salgılı ve tıkalı burun şikayeti yapan bir hastalıkdır. Artmış kalın salgı sıklıkla kış aylarında nemlendirme yapılmadan ısıtılan, nemin düştüğü ev ve binalarda görülür. Bunun yanında sinüs ve burun enfeksiyonlarında ve kümes hayvanlarının ürünlerine karşı oluşan allerjilerde de görülmektedir. Eğer soğuk algınlığında ki salgı zaman içinde kalınlaşıp sarı, yeşil renk almaya başlıyorsa muhtemelen bakterilerin yol açtığı bir cismin belirtisi olabilir (fasulye, bezelye, bir parça kağıt, oyuncağın bir parçası v.b.) Salgının azalması aşağıda ki nedenlerden birinden dolayı olabilir:

1. Uzun süre çevreye ait tahriş edici maddelere maruz kalmak burnu kurutup zarların zarar görmesine neden olabilir (sigara dumanı, endüstriel dumanlar, araba dumanları). Salgı azaldığında normalden daha kalındır ve yanlış olarak artmış hissi verir.
2. Yapısal bozukluklar (burun septumu düzensizlikleri) hava akımını değiştirerek burun zarlarının kurumasına neden olur.(Yapısal bozukluğa bağlı olarak salgıyı arttırır veya azaltır.)
3. Yaşın ilerlemesiyle mukus zarlar büzüşür ve kurur. Bu normalden daha az ve kalın salgı yapılmasına ve kişinin BGA hissine kapılmasına yol açar.
4. Diğer az rastlanan nedenler de zarlarda değişiklik yaparak bu hisse neden olurlar.

YUTMA PROBLEMLERİ

Yutma ağızda ki sıvı ve katı gıdaların yemek borusuna geçmesinden oluşan karmaşık bir olaydır. Bu ağızdaki, boğazdaki ve midedeki sinir ve kasların koordinasyon içinde çalışması ile olur. Yutma problemleri katı veya sıvı gıdaların boğazda birikmesine daha sonra ses tellerinin olduğu bölgeye dökülmesine ve bunun sonucunda ses kısıklığı, boğaz temizleme hissi veya öksürük ortaya çıkabilir.

Yutma güçlüğünün birçok nedeni vardır: Yaşla birlikte yutma kasları hem güçlerini hem de koordinasyon yeteneklerini kaybederler. Bundan dolayı bazen normal salgı bile mideye geçemeyebilir.

Uyku sırasında yutkunma daha az olur ve salgı ağızda birikir. Uyanırken öksürme veya boğaz temizleme hissi duyulabilir

Her yaşta sinirlilik ve stres boğaz kaslarında kasılmaya ve bunun sonucunda boğazda birşey varmış hissine neden olmaktadır. Sıksık boğaz temizlemek tahrişi daha da arttırarak durumun kötüleşmesine neden olur. Besinlerin geçtiği yol üzerindeki büyümeler veya şişlikler katı ve /veya sıvı gıdaların geçişini yavaşlatır veya engeller.

Yutma bozuklukları midedeki besinlerin veya asidin yemek borusuna veya boğaza geri geldiği Gastroözafageal Reflü (GER) veya Larengofarengeal Reflu (LPR) olarak tanımlanan durumundan da kaynaklanabilir. Yanma hissi hazımsızlık ve boğazda rahatsızlık belli başlı bulgulardır ve bunlar özellikle yemek yedikten sonra yatınca daha da artmaktadır. Yemek borusu ile midenin birleşim yerinde meydana gelen torba şeklindeki fıtıklarda buna neden olur.

TEDAVİ

Tedaviye başlamadan önce mutlaka teşhis konulmalıdır. Bu detaylı bir Kulak Burun Boğaz muayenesi ve muhtemel bazı laboratuar, endoskopik ve röntgen çalışmalarını içermektedir.

Bakteriyel enfeksiyonlar antibiyotikler ile tedavi edilir ancak bunlar geçici bir iyileşme sağlar. Kronik sinüzite kapalı sinüslerin ağzını açmak için yapılacak cerrahi bir müdahaleye ihtiyaç vardır.

Allerji; sebebini ortadan kaldırmakla kontrol edilebilir. Antihistaminikler ve dekonjestanlar, kromolin ve steroid burun spreyleri, diğer şekillerdeki steroidler ve hiposensitizasyon (aşı tedavisi) tedavi için kullanılabilir. Ancak bazı antihistaminikler kurumaya neden olup salgıyı daha da kalınlaştırırlar. Dekonjestanlar kan basıncının artmasına, kalp ve tiroid rahatsızlıklarının şiddetlenmesine neden olurlar. Steroid spreyler tibbi kontrol altında genellikle yıllarca güvenle kullanılabilir. Ancak kısa dönemde yan etkisi olmayan ağızdan alınan ve enjeksiyonla verilen steroidlerin uzun dönem kullanımlarında muhakkak sıkı bir kontrol ve gözlem yapılmalıdır.

Gastroözafageal Reflü tedavisine yatağın baş tarafını 12-15 cm kaldırmak, az ve sık yemek yemek, alkol ve kafeinin yasaklanması, yorucu olmamak şartıyla spor yapılması gibi yaşamı düzenleyici önerilerle başlanır. Antiasit veya bu hastalıkda çok etkili olan mide asit üretimini durduran ilaçlar doktor kontrolunda verilmelidir. pH ölçümü gibi kesin teşhis yöntemleri vardır..

Yapısal bozukluklar cerrahi uygulama gerektirir. Septum deviasyonu sinüslerin normal olarak boşalmasını engeller ve kronik sinüzite neden olur. Septumdaki bir çıkıntı tahrişe ve anormal salgıya sebeb olacaktır. Septumdaki bir delik kabuk bağlamaya neden olur. Genişlemiş veya şekli bozulmuş konkalar (burnun yan duvarlarında çıkan ve hava akımının ayarlıyan, nemlendiren yapılar) veya polipler (enfeksiyon, allerji veya tahriş sonucunda oluşan selim büyümeler) de aynı şikayetlere yol açabilir.

Her zaman bir neden bulmak mümkün olmayabilir. Tıbbi tedavi cevap vermezse hasta cerrahi tedaviye karar vermelidir.

Bazı durumlarda özel bir neden bulunamaz. Düzeltilebilecek bir hastalık yoksa tedavi daha kolay akabilmesi için salgının inceltilmesi yönünde olur. Bu daha ziyade sıvı alımı yetersiz olan yaşlı kişiler için geçerlidir. Bu hastalar günde en az sekiz bardak su içmeliler, Kafeini bırakmalılar ve eğer uygunsa idrar söktürücü kullanmamalıdırlar. Salgıyı inceltecek guaifenesin veya organik iyot kullanıldığında tükrük bezlerinde şişme veya vücutta döküntü gelişirse ilaç kesilmelidir.

Burunun su ile yıkanması kalın ve azalmış salgının düzeltilmesine yardımcı olur. Bu burun için yapılmış özel cihazlarla günde iki ila altı defa uygulanabilir. Sıcak suyun içine yemek sodası veya tuz ilave edilerek bu sıvı yapılabilir. Son olarak da reçete gerektirmeyen basit tuz çözeltiler burnu nemlendirmek için kullanılır.

KRONİK BOĞAZ KIZARIKLIĞI (FARENJİT)

BGA sıklıkla kırmızı, tahriş olan bir boğaza neden olur. Boğaz kültürlerinden genellikle bir sonuç alınmaz ama bademcikler ve diğer dokular şişerek rahatsızlığa neden olurlar. BGA tedavi edildiğinde bu olayda ortadan kalkacaktır

Kulak-Burun-Boğaz kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Neden Horluyoruz?

Neden Horluyoruz?

Hazırlayan: Op. Dr. Tamer Haliloğlu – Alman Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Departmanı

Horlayan uykusunda rahattır, ancak dinleyicileri rahatsız eden bir durum ortaya çıkar. Horlama can sıkıcı olduğu gibi aynı zamanda tıbbi bir sorundur. Ancak günümüzde gürültülü horlamanın bazı fizyolojik anormallikler ile ortaya çıktığı kabul edilmektedir.

Araştırmacılar, ilk olarak bademcikler etrafındaki anatomik oluşumların ve damak anormalliklerinin uykuda hava yollarında tıkanıklığa yol açtığını gösterdiler. Hava sütununun hızla hareketi gevşemiş dokuları özellikle yumuşak damağı ve bademcikler etrafındaki dokuları titreterek horlama diye tanımladığımız sesin kaynağını oluşturur.

Son çalışmalar horlamanın sosyal önemine ilave .olarak bir sağlık problemi olduğunu gösterir. Yetişkin insanların %10′u yan odadan duyulacak şekilde horlar. Ayrıca horlama her iki cinste yaşta doğru orantılı olarak artar. Erkeklerde 20 kadınlarda 40 yaşından Sonra görmek mümkündür. Epidemiolojik çalışmalara göre 60 yaşını geçmiş erkeklerin %40 ila 50 ‘si horlar. Horlamanın zamanla şiddetinin arttığı ve küçük bir grup hastanın da uykuda hava açlıklığı hastalığına (sIeep apne) kadar ilerlediği saptanmıştır.

Üç-dört oda ileriden hatta diğer evden duyulan horlamaları biraz abartmış olsak da diğer odaya kaçıran horlamaların oluşum mekanizması şöyledir: Uykuda hava açlığı hastalığı ve horlama, şiddette farklı olmalarına rağmen birbirlerine benzerler. Belli başlı iki sorun vardır. Birincisi; bu hastalarda dar ağız hava yolu ile uzun küçük dil ve geniş bademciklerdir.

Bu anormallikler horlayan hastaların %90′ından fazlasında görülür. İkincisi; büyük dil, çene kemiğinin küçük olması, uyku sırasında hava yolunu tutan kaslarda negatif basınç artışıyla çöküşe varan durumun oluşmasıdır.. Nefes alındığında damak geriye aşağıya yan farenks duvarlarına doğru çöker. Bu bulgulara alınan alkol hipotonikler, transklizanlar ve antihistaminikler kas tonusunu düşürerek artırıcı etki yaparlar.

Alkolün bu etkiyi iki yolla artırır: Hava Yolunu taşıyan kasların tonusunu düşürmek ve uyandırma merkezinin hassasiyetini azaltmak. Horlamanın genelde derin uykuda en şiddetli olmakla birlikte REM (rapid eye movement) döneminde sürekli görülmediği bildirilmiştir. Tıkanmayı arttıran bir başka faktör uykusuz kalmaktır. Çok gürültülü horlayan kişilerde anormal artan göğüs içi basınçla kalp bölgesinde büyüme ve pulmoner damarlarda kan yığılması görülür. Uykuda hava açlığı hastalığı olanlarda bu bulgular ciddi sonuçlar doğurabilir. Konuyla ilgili bir çalışmada 432000 ölümde en sık ölüm saati sabah 5 ile 6 yani fiziksel aktivitenin en düşük olduğu uyku sırasında gerçekleştiği görülmüştür.

Çocuklar ile ilgili yapılan çalışmalarda; horlayan çocuklarda bazı günlük davranış problemleri olduğu bildirilmiştir. Bir başka çalışmada böyle çocukların %3 ila %4 ‘ün de bademcik ve geniz eti ameliyatından sonra anormal olan EKG bulgularının normale döndüğü görülmüştür. Horlama çocuklar için anormal bir durum olmakla birlikte bademcik ye geniz eti ameliyatı bu sorunu genellikle ortadan kaldırmaktadır

Kulak-Burun-Boğaz kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Astma Türleri

Astma Türleri

Hazırlayanlar : Prof. Dr. A. Fuat Kalyoncu
Türk Akciğer Hastalıkları Vakfı

Astma hastalığı; belirti ve bulguların özellikleri, hastalığı ortaya çıkaran etkenler ve tedaviye yanıta göre değişik türler gösterebilir.

ALLERJİK ASTMA:
Bu tür hastalar atopik bünyelidir. Alerjen türü bazı maddelere karşı kanlarında IgE türünde bağışıklık ürünü bulunur. Deri testleri ile sorumlu alerjenler tespit edilir. En sık rastlanan alerjen türleri: Bazı ağaç (Huş, fındık, zeytin gibi); ot polenleri; ev tozu içinde bulunan Mite’lar; bazı hayvanlar ve nihayet daha çok rutubetli yerlerde bulunan mantar sporları şeklindedir.

Alerjik astmalı hastaların çoğunda gözlerde kaşıntı, yanma, burunda tıkanıklık, geniz akıntısı, aksırma nöbetleri ve deride egzema dediğimiz hastalık bulunabilir.
Bize başvuran astmalı hastaların çoğu kendilerinde alerjik nezle veya astma olduğunu söylerler. Bir hastada alerjik astma olup olmadığını anlayabilmek için, bazı soruların cevaplarıma gereksinim vardır. Bunlar:

1) Hastalık belirli mevsimlerde mi oluyor? Yoksa devamlı mı?
2) Evinde kedi, köpek, kuş gibi hayvanlar var mı? Evinden ayrılınca hastalık belirtileri kayboluyor mu?
3) İş yerinden ayrılınca, hastalık belirtileri azalıyor mu?
4) Evde temizlik yapıldığı günlerde, hastalığı artırıyor mu?
5) Yatak yapılırken belirtiler hemen ortaya çıkıyor mu?
6) Samanlığa, ahıra gidince belirtiler ortaya çıkar mı?
7) Nemli, rutubetli yerlere (Bodrum gibi) girince hastalık belirtileri meydana geliyor mu?

Bu soruların yanıtlarına göre hastaya dokunabilen alerjen hakkında bir fikre sahip oluruz. Tabii bunun ispatlanması gerekir. İkinci adım, deri testlerinin yapılmasıdır. Burada, belirli oranlardaki alerjenler, hastanın derisinin içine injekte edilir. Örneğin, belirli polenlerden, mite’lardan yapılmış antijenler.
Bunların pozitif çıkması anlamlı olabilir. Sonra hastanın kanında bunlara karşı bağışıklık ürünü IgE araştırılır.

EGZERSİZ ASTMASI:
Astma’lılar, yakınları ve hatta bazı doktorlar bu hastalıkta; egzersiz yani spor yapılamayacağına inanırlar. Bu inanış doğru değildir. Aksine, özellikle yüzücülükte olimpiyat şampiyonu olan astma’lılar vardır.

Isınmadan yapılan ağır egzersiz sırasında, ağızdan soluk alınıp verildiğinden, içeriye giren soğuk hava, bronşları hem kurutur ve hem de tahriş ederek daralmasına sebep olur. Halbuki, ısınma hareketinden sonra, borun yoluyla solunduğunda, soğuk hava borunda hem nemlendirilmiş ve hem de ılıtılmış olacağından hastaya zarar vermez. Astma’lıların en başarılı olduğu spor dalları, yüzme, bowling ve bisiklet sporlarıdır. Yüzme sırasında ağız suya yakın olduğundan, içeriye çekilen havanın nemli olmasının, hastaya zarar yerine fayda verdiği sanılıyor. Atletizmin koşu dalı özellikle kış aylarında astma’lılar için iyi değildir.

Eğer bir astma’lı hiç ısınmadan ağır bir egzersiz yaparsa, yaklaşık 6 dakika sonra nefesinde daralma başlar ve bu bir saate kadar devam eder. Tersine, egzersizden önce bronş genişletici (örneğin; Ventolin veya Bricanyl gibi) spreyden iki nefes çekerse ve ısınına hareketi yaparsa, rahatlıkla egzersize devam eder.

Spor yapacak olan hastaların bazı noktalara dikkat etmesi gerekir. Ağır egzersiz gerektiren spor dallarını (Basketbol, futbol, atletizm, buz dansı, kayak vs.) tercih etmemelidir. Soğuk ve kuru havalarda spor yapmamalıdır. Eğer bu şartlarda spor yapmak zorundaysa, ağız ve burnunu maske veya eşarp ile kapatmalıdır. Mutlaka, ısınma hareketleri yapmalıdır. Egzersizden önce bronş açıcılardan birisini kullanmalıdır.

Spor hekimliğinde, astma’da ağız yoluyla kullanı1an bronş açıcılar ve kortizonlu tabletler doping ilacı olarak kabul edilmesine karşın; soluma yoluyla alınan bronş açıcılar ve kortizonlu spreyler doping ilaçlan sınıfına girmez.

MESLEKSEL ASTMA: Bu konuda bilinmesi gereken bazı gerçekler vardır.
1) Mesleksel astma’nın mutlaka allerjik türde olması şart değildir. tş ortamındaki boya kokulan ve kimyasal madde solunması sadece tahriş mekanizmasıyla astma yapabilir.
2) Bünyesi hassas ve allerjik olanların mesleksel astma’ya tutulma şansı fazladır
3) Mesleksel astma, işe başlar başlamaz olabildiği gibi, işten ayrıldıktan 5-8 saat sonra da başlayabilir. Biz buna geç reaksiyon diyoruz. Bronş genişleticiler, erken astma’ya etkili olduğu halde; geç türdekine yarar sağlamaz. Buna karşın kortizonlu spreyler geç reaksiyonu kontrol altında tutar. Cromolyn sodium (İntal, Kromolin) hem erken ve hem de geç reaksiyonu önlemede yararlıdır.
4) Mesleksel astma tanısında sadece iş yeri hakkında bilgi almak yetmez. İşçinin evinde de, astma’yı başlatan etkenler (Ev hayvanlan, mite’lar) sorumlu olabilir.
5) Her mesleksel astmalının nedenlerini tam olarak bilemiyoruz. Ancak, çalışanın iş yerinde rahatsız olduğunu gösteren, basit akciğer fonksiyon testi aletleri (pefmetre) vardır. Ama kişi sigara içiyorsa, bu ölçümlerin değeri pek güvenilir olmaz. En sık astma yapan meslek dal1an ve iş yerleri Tablo II’de gösterilmiştir.

Mesleksel astma’nın tedavisinde yapılacak ilk şey, hastalığı yapan etkenin saptanmasıdır. Kişi kendini bundan koruyabiliyorsa mesele yoktur. Korunamıyorsa, mesleğini değiştirmek zorunda kalabilir.

GECE ASTMASI:
Normal insanlarda bile, geceleyin vücudun 1dereceye kadar soğuması, bronşların genişlemesinden sorumlu hormonların kan seviyesinde azalma ve aksi niteliktekilerin yükselmesi gibi nedenlerle soluk yolları daralır. Bu daralış astma’lı hastalarda çok daha belirgindir.

Unutulmaması gereken önemli bir nokta, astma’lı kişi gece rahat uyuyamıyor, öksürük ve nefes darlığı ile uyanmak zorunda kalıyorsa, onun tedavisinde bir eksiklik var demektir ve bu eksikliğin giderilmesi gerekir. Bu durumda inhalasyonla alınan kortizonun miktarı artırılır veya uzun etkili bronş genişleticiler kullanılır.

TABLO : EN SIK ASTMA YAPAN MESLEK DALLARI

* Fırıncılar, un değirmenlerinde çalışanlar
* Kimya ve petrol endüstrisinde çalışanlar
* Deterjan endüstrisi
* Kaynak, lehim, kromaj atölyeleri
* Tahıl, silo ambarlarında çalışanlar
* Deney hayvanları laboratuarında bulunanlar
* Yağ ve gıda sanayii (ör:’Hint.yağı, kahve üretimi vs.)
* İlaç sanayi: Antibiyotikler
* Plastik, reçine, lastik sanayii
* Poliüretan sanayii (Toluene diisocyanate)
* Basımevleri, tekstil sanayii, marangoz ve mobilyacılık.

MIDE (GASTRİK) ASTMASI: Mide fıtığı dediğimiz durumda, midenin içeriği gerisin geriye yemek borusunun alt uç kısmına kaçtığından refleks yolla astma belirtilerini ortaya çıkar. Ağır ve yağlı yemekler, sigara içme ve bazı ilaçlar gastrik astma’nın ortaya çıkmasına yardımcı olur. Bu tür hastalar akşam yemeğini az yemeli, yataklarının baş kısmını yukarı kaldırmalı ve mide asidini azaltan ilaçlar kullanmalıdır.

PREMENSTRÜEL ASTMA: Genç kızlarda, adet kanamasından önceki günlerde hormonal değişiklikler esnasında ortaya çıkan bir astma türüdür. Tedavi için kadın-doğum uzmanlarının da yardımları istenir.

RESTORAN ASTMASI: Gıdaların içine konan sülfit, tartrazin gibi katkı maddeleri ve lezzet vericilerin (glutamat, soya fasülyesi) ve mantarların yenmesiyle ilgili astma türüdür. Çoklukla Çin lokantasına gidenlerde görülüyor.

BRITILE ASTMA: En tehlikeli astma türüdür. Daha ziyade gençlerde görülür. Bu kişiler hastalıklarına önem vermezler ve zamanında doktora baş vurmazlar. Birdenbire çok sıkışık durumda hastaneye getirilirler. Tedavileri çok zordur. Bir nevi astma’dan kurtulmayı intihar yoluyla yapmak isteyen, sabırsız kişilerdir.

SEBEBİ BİLİNMEYEN ÖKSÜRÜK ASTMASI: Bu tür hastalarda, genel olarak gripal bir hastalıktan sonra, bir türlü geçmeyen, günlerce devam eden ve tedaviye yanıt vermeyen öksürük vardır. Klinik muayeneleri, laboratuar testleri, akciğer filmleri hep normaldir. Bunlara sorulduğunda, aile bireyleri. içinde astma veya benzeri hastalıktan rahatsız olanların bulunduğu; tozlu dumanlı yerlerde rahatsız oldukları öğrenilir. Özel testler yapılarak, sadece öksürükle kendisini gösteren astma olduğu anlaşılır.

KORTİZONA BAĞIMLI ASTMA: Bu hastalardaki belirtiler ancak, ağız yoluyla kortizon verilmesiyle kontrol altına alınır. Bu türün bir ileri şekli, kortizona dirençli astma’dır. Böyle hastalara devamlı yüksek dozda ağız yoluyla kortizon vermek zorunda kalınabilir.

Kulak-Burun-Boğaz kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Astma ile Nezle Arasında İlişkiler

Astma ile Nezle Arasında İlişkiler

Hazırlayanlar : Prof. Dr. A. Fuat Kalyoncu
Türk Akciğer Hastalıkları Vakfı

Üst solunum yollarının en önemli organlarından olan burun, anatomik yapı bakımından bronş dediğimiz alt solunum yollarından farklı değildir. Bazıları, burunu kıkırdaktan yoksun iki bronş olarak kabul eder.

Akciğerlere giren havanın ilk ugrağı burundur. Hava burada, bedene uygun gelecek şekilde ısıtılır veya ılıtılır, içindeki yabancı maddeler temizlenir ve nemlendirilir. B umun bunlardan başka koku alma ve konuşma sesinin oluşmasında da etkisi vardır.

Burun boşluğuna, yüz sinüsleri dediğimiz, içinde hava boşluğu bulunan organların ağızları veya kanalları açılır. Bu geçiş yerleri iltihap, allerjik olaylarla veya polip dediğimiz yapılarla tıkandığı zaman, sinüslerin temizliği yeterli olamaz ve sonunda Sinüzit dediğimiz hastalık meydana gelir.
Burun dış ortam ile temaslı bir organ olduğundan sıklıkla hastalanır. Buradaki hastalık, refleks olarak veya burun salgısının geceleri genizden aşağı solunum yollarına akması sebebiyle, öksürük ve balgam çıkarma gibi bronşlarla ilgili belirtiler meydana gelir.

Hepimizin bildiği gibi, en sık görülen burun hastalığı halk dilinde Nezle, Up dilinde “Rhinitis” denilen durumdur. Akut, yani birdenbire başlayıp, bir hafta içinde geçen nezle üzerinde pek duymak istemiyoruz. Bu durum, daha ziyade virüs denilen ajanlarla meydana gelen, “Soğuk algınlığı”, “Grip” dediğimiz üst solunum yolunun hastalıklarında görülür. Normal sağlıklı insanların nezlesi kısa sürede geçmesine karşın, asmalılarda süre daha uzundur. Asmalı hastaların bazıları, “Benim hiçbir şeyim yoktu. Kendimi üşüttüm, grip oldum. Bir türlü bunu atlatamadım” derler. Olay sanıldığı gibi basit değildir. işin aslı, asmaya ait kalıtımsal yatkınlığın, nezle ile su üstüne çıkmasıdır .

Nezle belirtileri, burunun mukoza dediğimiz iç örtüsünde yığılan hücrelerden salgılanan mediatör denilen kimyasal maddelerden (Histamin, kinin ve lökotrienler) kaynaklanır. Kaşıntı, akıntı, tıkanıklık, hapşırma bilinen nezle belirtileridir. Olay müzminleştiği, yani süreğen bir hale geldiği zaman genizde akıntı, koku alma hissinin kaybolması, sinüslerin iltihaplanması ile yüzde ve alında lokalize baş ağrısı ve hatta nefes kokması da ortaya çıkabilir.

Bir hastada, kronik yani süreğen nezle oluşmuşsa bu Allerjik veya Non-allerjik (Allerjik olmayan) nedenli olabilir. Allerjik nezle, episodik dediğimiz gelip geçici, mevsimsel (Seasonal) veya Yıl Boyu (Perennial) olabilir. Allerjik mevsimsel nezlenin bilinen sebepleri; yabani çalı; ot veya ağaçların polenleridir. Bu tür nezlenin tanınması gayet kolaydır. Bahar aylarında, yeşil bir alanda dolaşan hassas yapılı kişilerde ani başlayan ard arda hapşırma, burundan su gibi salgı gelmesi ve kaşınma, allerjik mevsimsel riniti hemen hatırlatır. Her çayırın, otun, çimenin veya ağacın polenleri, allerjik hastalık yapmaz.

Bir polenin hastalık yapabilmesi için, iç ve dış yapı özelliklerinin (protein, nişasta içeriği) yanı sıra çapının ve ağırlığının da etkisi vardır. Her şeyden önce polen havada uzun süre asılı kalabilmelidir. Yeni bilimsel çalışmalar, kirli havanın zararsız polenleri zararlı hale getirdiğini göstermektedir. En çok Kuzey Amerika ülkelerinde bulunan “Ragweed” bitkisinin pollenleri çok allerjiktir. Bu bitkinin Türkiye’de olmaması bizler için iyi bir şanstır. Amerika ve Avrupa ülkelerinin allerjik polen taşıyan en önemli ağ acı olan “Huş” (Birch), bizde ancak bahçe ve park gibi yerlerde ve otellerde süs ağacı olarak bulunur. Huş ağacının gövde kabuğu, ince ve beyaz renkte olup kolayca sıyrılabilir. Bu nedenle, kabukları çok eski yıllarda kağıt ve ekmek unu olarak kullanılırmış. Kliniğimizde yapılan deri testlerine göre, ülkemizde poleni allerji yapabilen birkaç ağaçtan en önemlileri, fındık ve zeytin ağaçlarıdır.’ Yabancıların Rye Grass, Timothy, English Plantain gibi isim verdikleri yabani çayır, ot ve çimen türü bitkiler ülkemizde yaygın olarak bulunur ancak özel isimleri yoktur. Bunlar, halk arasında “Tilki Kuyruğu”, “Kuzu kulağı” gibi isimlerle anılmaktadır. Ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgesi polen ve bitki örtüsü bakımından en zayıf yerlerdir .

Allerjik nezlenin bir de devamlı, her mevsimde görülen türü vardır. Biz buna, yıl boyu süren allerjik rinit (Perrenial Rhinitis) diyoruz. Yıl boyu allerjik rinit yapan en önemli etkenler, ev tozu içindeki Mite denilen küçük canlıların dışkı ve tükürük gibi atıkları; kanatlı ve kedi-köpek gibi hayvanların tüy veya kılları ve solunan havada bulunan mantar sporlardır. Bu tür yıl boyu devam eden nezleli hastalarda burun belirtileri yanında, gözlerde de yanma ve kaşınma olaya eşlik eder.

Mevsimsel ve yıl boyu devam eden allerjik nezlenin tanınmasında; hastadan alınan bilgilerin yanında, deri testi ve bu maddelere karşı kanda bulunan IgE türündeki bağışıklık ürünü antikorların gösterilmesi gerekir. Teşhis için bunların üçünün birlikte bulunması şarttır.

Allerjik nezlenin tedavisinde ilk yapılacak şey kişinin kendisini bu dokunan etkenlerden koruması ve onlardan kaçınmasıdır. Eğer bunu başaramıyorsa, ilaçla tedavi önerilir. Burada da en etkili ilaçlar, burun içindeki inflamasyonu gideren kortizonlu burun spreyleridir. En çok kullanılan kortizonlu burun spreyleri, Fluticasone (Flixonase), Beclomethasone ( Beconase) ve Budesonide (Rhinocort) gibi ilaçlardır. Allerjik nezlenin tedavisinde, dekonjestan dediğimiz geçici süre için burunu açan tablet ve damlalardan da zaman zaman yararlanılır. Saf allerjik nezle durumunda, kortizonlu spreylere göre dal1a zayıf ancak gayet etkili olabilen Kromolin Sodyum içeren spreylerde kullanılmaktadır.

Her kronik, süreğen nezlenin allerjik olması şart değildir. Allerjik olmayan 10′un üstünde kronik nezle türü vardır. Sebebi henüz bilinmeyen, sinirsel olduğu sanılan vazomotor, mesleksel, ilaçlara bağlı (Bazı kalp ve tansiyon düşürücü ilaçlar, göz ilaçları gibi), belirli gıdaların kokusuyla başlayan, sistemik hastalıklarla (Tiroid bezinin az çalışması, tüberküloz, ozena gibi) birlikte ve gebelikte, yaşlılıkta, görülen müzmin nezle türleri vardır. Bunların yanında, ameliyatla düzelen burun şekil bozuklukları (Burun orta kemiğinin eğriliği gibi) ile birlikte olan devamlı nezle türleri de görülmektedir.

Tedavisi kolay olmayan bir astma türü olan Samter Sendromu’nda astma ile birlikte burun sorunları; devamlı nezle hali, burun içinde polip, sinüs iltihabı ve ağrı kesici ilaçlara karşı intolerans üçlüsü vardır. Bu hastalar aspirin veya novaljin sınıfı ağrı dindiricileri aldığında ya astmaları şiddetlenir veya yüzü, gözü şişer, derisinde ürtiker dediğimiz kaşıntılı kabarıklıklar olur. Samter sendromu olan hastalar, ağrı dindirici olarak Acetaminophen (Paracetamol) , kodein veya sodyum salisilatlı ilaçları ral1atlıkla kullanırlar, Eğer nezle ve aksırma hali ilaçla kontrol altına alınamıyorsa, burun ve yüz sinüslerindeki iltihap veya Polipler cerrahi olarak temizlenir. Bu tür müdal1aleden sonra, hasta kortizonlu burun spreylerini gene devamlı kullanmak zorundadır. Aksi takdirde, burun ve sinüslerdeki olaylar tekrar başlar. Takip ettiğimiz bir hastanın tam 17 kez burnundan polip aldırdığını öğrendik. Samter sendromu denilen durum genellikle 30-40 yaş civarında ve genellikle hanım hastalarda önemli bir sorundur.

Kulak-Burun-Boğaz kategorisine gönderildi | 2 yorum

Sinus ve Sinüzit Tedavisi

Sinus ve Sinüzit Tedavisi Hazırlayan: Türk KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı

SİNÜS – AĞRl, BASINÇ, AKINTI
Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri için harcanmaktadır (Burunda dolgunluk, baş ağrısı ve burun akıntısı).

HERKESİN SİNÜSÜ VAR MIDIR?
Evet, yeni doğmuş bir bebeğin bile çok küçük olsa dahi sinüsleri vardır. Başlangıçta bezelye büyüklüğünde olan bu boşluklar burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin içine doğru genişleyen boşluklardır. Çocukluk ve genç erişkinlik çağında büyümeye ve genişlemeye devam eder. Hava cepleridirler. Burnun iç yüzünü kaplayan zarın aynısı tarafından kaplanmaktadırlar ve bir kurşun kalem başı büyüklüğünde açıklarla burun boşluğuna bağlanırlar.

SİNÜSLER NE İŞE YARAR?
Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun, sisteminin bir parçasıdır. Normal olarak burun ve sinüsler günde yaklaşık olarak yarım litre mukus salgılar. Üretilen mukus burun örtüsü (mukoza) üzerinde hareket ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer havayla taşınan partikülleri süpürür ve yıkarlar. Daha sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve yutulur. İçindeki parçacıklar ve bakteriler mide asidi tarafından parçalanır. Birçok insan bunun farkında değildir çünkü normal bir vücut fonksiyonudur.

BURUN GERİSİNE AKINTl NE DEMEKTİR?
Burun içi; hava kirliliği tarafından, allerjiye neden olan maddeler tarafından, dumanla veya virüsler tarafından rahatsız edildiğinde normalden çok fazla mukus üretir. Bu burun zarlarındaki allerjik maddeyi yıkayıp uzaklaştırmak amacıyla bol miktarda üretilmiş, berrak su gibi bir salgıdır. Burun arkasına doğru su gibi bir salgı oluşur. Arkaya akıntının en önemli nedeni bu olaydır. Bir başka tipte ise mukus yapışkan ve kıvamlıdır. Bu, hava yollarının çok kuru olduğu ve zarların yeterince sıvı salgılıyamadığı durumlarda görülür. Bakteriler tarafından oluşturulan enfeksiyonlarda da yapışkan ve kıvamlı mukus gözlenir aynı zamanda cerahatten dolayı mukusun rengi sarı veya yeşil olabilir.

SİNÜS NEDİR?
“-it” eki tıpta enfeksiyon veya enflamasyonu ifade eder. Bu nedenle sinüzit, sinüslerin enfeksiyonu veya enflamasyonudur. Tipik bir akut sinüzit vakası soğuk algınlığı veya allerjik bir atak sonucunda fazla miktarda mukus salgılanması ile ortaya çıkar. Zarlar o kadar çok şişebilir ki sinüslerin küçük açıklıkları kapanır. Hava ve mukus burun ile sinüsler arasında rahat hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve basıncın artmasına neden olur. Hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yüzde veya alında üzerine basmakla oluşan, gözler arasında veya gerisinde, yanaklarda ve üst dişlerde ağrıya meydana gelir. Çıkışı kapalı ve mukus dolu bir sinüs bakterilerin üremesi için çok uygun bir ortamdır. Soğuk algınlığı normalden fazla sürerse ve sümüğün rengi yeşil-sarıya dönerse veya garip bir tat oluşursa muhtemel bakteriyel enfeksiyon gelişmiştir. Akut sinüzit olgularında yüzdeki ve alındaki ağrı çok kötü olabilir. Sinüs çıkışının uzun süre kapandığı durumlarda kronik sinüzit gelişir. Baş ağrısı az görülür ancak akıntı ve kötü koku devam eder. Enflamasyonun çok aşırı olması sonucunda polip adı verilen oluşumlar gelişir. Bazı sinüzit olguları üst dişteki enfeksiyonun sinüse geçmesi sonucunda oluşur.

SİNÜZİT TEHLİKELİ MİDİR?
Sinüzit olgularının büyük çoğunluğu tıbbi tedaviye cevap verir ve tehlikeli değildir. Bununla birlikte sinüs içindeki bir enfeksiyon hem göze hem de beyne çok yakındır. Enfeksiyonun göze veya beyine yayılması çok nadirdir. Enfeksiyonlu sinüslerden akan mukus akciğerler için sağlıklı değildir. Böylece sinüzit; bronşit, kronik öksürük veya astımı ya azdırır yada bunların ortaya çıkmasına neden olur.

SİNÜZİT BAŞ AĞRISI NEDİR?
Soğuk algınlığı sırasında veya burun örtüsü şiştiği ve burnun aktığı zamanda veya burun sümükle dolu olduğunda yüzde, yanaklarda, alında veya göz çevresinde ortaya çıkan baş ağrısı muhtemelen sinüzit ağrısıdır. Sinüs enfeksiyonu buna neden olur. Bir başka tür sinüs baş ağrısı ise uçak inmek üzere alçaldığı zaman ortaya çıkar. Bu özellikle soğuk algınlığınız veya aktif allerjiniz varsa belirgin olur (buna “Vakum Baş Ağrısı” denilir). Maalesef sinüs baş ağrısıyla karıştırılabilecek birçok başka neden vardır. Örnek olarak migren ve diğer damar kaynaklı baş ağrıları veya gerginlik baş ağrısı hem alın ve göz çevresinde ağrı oluşturması hem de burun akıntısına da neden olabilmelerinden dolayı sinüzit ile karıştırabilirler. Ancak bu tip baş ağrıları doktor müdahalesi olmadan kısa sürede gelip geçerler. Doktor müdahalesi olmadan uzun süren ve ancak antibiyotik tedavisiyle düzeltilebilen sinüzitten farklıdırlar. Bununla birlikte arada sırada gelen, bulantı ve kusmaya neden olan baş ağrısı daha ziyade migren baş ağrısıdır. Şiddetli, sık ve uzun süren baş ağrılarının tanısı için mutlaka doktora baş vurulmalıdır.

KİMLER SİNÜS PROBLEMİYLE KARŞILAŞIRLAR?
Gerçekte herkes sinüs enfeksiyonu geçirebilir ancak bazı gruplar daha hassastırlar.

1. Allerjisi olanlar : Bir allerji atağı soğuk algınlığı gibi mukozanın şişmesine, sinüs kanallarının kapanmasına, mukus akımının engellenmesine ve bakteri enfeksiyonuna neden olur.
2. İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyecek yapısal burun bozuklukları olanlar : Örnek olarak kırık bir burun veya septum deviasyonu (septum burun delikleri arasında burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye bölen kıkırdak bir yapıdır. Bunun bir tarafa doğru eğilmesine deviasyon denir.)
3. Sık sık enfeksiyona maruz kalanlar: Okul öğretmenleri ve sağlık personeli hassastır.
4. Sigara içenler: Tütün dumanı, nikotin doğal direnç mekanizmasını bozarlar.

DOKTOR SİNÜSLERİM İÇİN NE YAPACAKTIR?
Doktorunuz size soluk alıp vermeniz, burun akıntınızın rengi ve kokusu ve hangi olayların (günün hangi saatinde veya hangi mevsiminde ) bu bulgulara neden olduğu ile ilgili sorular soracaktır. Baş ağrınızı tarif etmeye hazır olun; Ne zaman ve hangi sıklıkta olduğu, ne kadar sürdüğü, bulantı, kusma, görme bozukluğu, veya burun tıkanıklığı ile ilişkili olup olmadığı. Kulak Burun Boğaz uzmanı özellikle mukozanın görünüşüne ve salgının niteliğine dikkat ederek kulağınızı, burnunuzu, ağzınızı, dişlerinizi, ve boğazınızı muayene edecektir. Burnunuzdaki hassasiyeti inceleyecektir. Bazı durumlarda sinüslerinizin röntgen fılmi gerekli olabilir. Tedavi doktorunuzun koyduğu teşhis ile bağlantılı olacaktır. Enfeksiyonlar için antibiyotik tedavisi veya cerrahi müdahale bazen de her ikisi birden gerekebilir. Akut sinüzit çoğunlukla antibiyotik tedavisine yanıt verirken kronik için genellikle cerrahi müdahale gerekmektedir. Son yıllarda uygulanan Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi (FESS) bu hastalıkların çözümünde uygulanan basit bir tekniktir. Sonuçlar oldukça başarılıdır. Eğer bulgular allerji, migren veya sinüzite benzeyen bir başka nedenden dolayı ise doktorunuz alternatif bir tedavi planı uygulayacaktır.

SİNÜSLERİM İÇİN BEN NE YAPABİLİRİM?

* Allerjiniz varsa bunu kontrol edin. Soğuk algınlığı olduğunuz zaman buharla nemlendirici kullanın. Yatağınızın baş tarafı daha yükseltilmiş bir şekilde uyuyun. Dekonjestanlar kullanılabilir ancak içlerindeki kimyasal maddeler adrenalin gibi etki gösterebileceğinden yüksek tansiyonu olanlarda riskli olabilir. Aynı zamanda bunlar uykusuzluğa neden olan uyarıcıdırlar. Kullanmadan önce doktorunuza baş vurun.
* Burnunuzu tahriş eden kirleticilerden, özellikle sigara dumanından uzak durun.
* Dengeli beslenin, düzenli egzersiz yapın.
* Enfeksiyonu olduğunu bildiğiniz insanlarla ilişkilerinizi sınırlamaya çalışın bu olmuyorsa bir takım önlemler alın (el yıkamak, ortak havlu ve önlük kullanmamak).
* Birçok reçetesiz sinüs ilacı satılmaktadır ancak uygun bir tanı koyulmadan bunları kullanmak doğru değildir. En iyisi sizi muayene eden ve sizin şikayetlerinizi bilen doktorunuzun verdiği ilaçları kullanmaktır.

Kulak-Burun-Boğaz kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Saman Nezlesi

Saman Nezlesi Hazırlayan: Türk KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı

SAMAN NEZLESİ NEDİR?

Saman nezlesi tanımı yanlış isimlendirilmektedir. Çünkü saman bu olaya neden olmaz. Hastalık; akan / kaşınan burun ve göz, hapşırma, boğaz kaşıntısı ve burun, boğazda çok miktarda akıntıdan oluşmaktadır. Havayla solunan parçaçıklara karşı gelişen allerji buna neden olmaktadır.

Yaz gribi ise bilinen grip (Virüs enfeksiyonları) den farklıdır, gribin aksine saman nezlesi gibi havadaki parçaçıklara karşı gelişen bir alerjidir. Saman nezlesi ve yaz gribi tıp dilinde allerjik rinit olarak bilinen durum için kullanılan yaygın isimlerdir. (Rinit, burun iltihabıdır.)

Her yıl çok sayıda insan allerjik rinite yakalanmaktadır. Bazıları çok hafif atlatırken bazıları için çok ağır geçmekte, işlerini engellemekte ve yaşam kalitesini bozmaktadır.

ALLERJİNİN NEDENİ NEDİR?

Bir bitki veya hayvana ait bir parçaçık vücüda girerse (gözü kaplayan zardan, burun veya boğazdan) bu istilayı önlemek amacıyla bağışıklık sistemine ait bir yanıt gelişir. Normal şartlar altında bu yararlı, doğal bir korunmadır. Bununla birlikte bazı kişiler bir takım maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermektedir. Bu maddelere allerjen, kişilere ise allerjik denilmektedir. Bu olay ailevi olarak görülme eğilimi göstermektedir.

Allerjenler vücudu antikor yapmak üzere uyarırlar. Bunlar daha sonra allerjenlerle birleşerek, vücudda bu şekilde istenmeyen etkilere yol açan bazı kimyasal maddelerin salgılamasına neden olurlar. Histamin bunlar içinde en iyi bilinen kimyasal maddedir. Bu madde burun zarlarının şişmesine, kaşıntıya, tahrişe ve aşırı miktarda sümük oluşmasına neden olur.

HANGİ ALLERJENLER RİNİT YAPAR?

Havada taşınabilecek kadar küçük ve hafif olan hayvan ve bitki proteinleri gözümüz burnumuz ve boğazımızdaki zarlar üzerinde birikirler. Polenler, mantar sporları, hayvan tüyleri ve ev tozu bu parçaçıkların en sık rastlananlarındandır.

HANGİ POLENLER SORUN OLUR?

İlkbaharın erken dönemlerinde saman nezlesine polenler yada çevrede sıklıkla rastlanan ağaçlar neden olmaktadır. İlkbaharın geç dönemlerinde ise polenler çayırlardan kaynaklanmaktadır. Renkli süs bitkileri nadir olarak allerjiye neden olmaktadır. Çünkü onların polenleri havayla taşınamayacak kadar ağırdır. Bu bitkilerin polenleri bir yerden bir yere böcekler tarafından taşınmaktadır. (arılar, kelebekler)

Bazı bitkiler ise Ağustosun sonunda polen vermeye başlarlar. Bu eylül ayı boyunca devam eder. Kimi zaman ekim ayına kadar veya ilk soğuklara kadar polen verdiği olur.

MANTAR NEDİR?

Mantarlar ekmeği küflendiren, meyvaların bozulmasına neden olan küflerdir. Aynı zamanda kuru yapraklarda, çayırlarda, samanda, tohumlarda diğer bitki ve toprakta da bulunurlar. Soğuğa dirençli oldukları için allerji sorunu uzundur ve karın toprağı kapattığı dönemler dışında tüm bir yıl sporları havada bulunur.

Ev içinde mantarlar ev bitkilerinde ve onların saksı toprağında yaşar. Bodrum katları ve çamaşır odaları gibi nemli yerlerin yanı sıra peynirde ve mayalanmış içkilerde de bulunurlar.

TÜM YIL BOYUNCA SAMAN NEZLESİ NASIL DEĞİŞİR?

Allerjenler hayvan artıkları (kediler, köpekler, atlar, yün) kozmetik malzemeler, mantarlar, yiyecekler ve ev tozlarıda dahil olmak üzere bütün yıl boyunca bulunurlar. Ev tozu, mobilyalardan dökülen selülozdan, mantardan, ev hayvanlarında dökülen artıklardan ve böcek parçalarından oluşan karmaşık bir yapıdır. Allerji kışın sıcak hava sistemlerinin açılmasıyla ev tozunun etkisi altında artmaktadır.

ALLERJİ ZARARLI OLABİLİR Mİ?

Allerjik kişilerin soğuk algınlığına, sinüs enfeksiyonu ve kulak enfeksiyonlarına olan hassasiyetleri artmıştır. Bu hastalık onları allerjisi olmayan insanlardan daha fazla rahatsız edebilir. Hatta bazen daha ağır olarak bu kişilerde astım gelişebilir.

İdeal olarak allerjinizin oluştuğu yerden uzakta yaşamayı seçebilirsiniz. Örneğin sadece deniz havası teneffüs edebileceğiniz bir yerde veya hiçbir şeyin yaşamayacağı kadar kuru bir iklimde yaşamanıza devam edebilirsiniz. Ne yazık ki bu ideal uygulama nadiren yapılabilir. Ancak aşağıda sıralanan kendi kendinize yardım önerileri denemeye değerdir.

1. Çimleri keserken veya ev temizliği yaparken polen maskesi takın. (birçok eczaneden temin edilebilir)

2. Isıtma ve havalandırma sistemlerindeki filtreleri aylık olarak değiştirin yada bir hava temizleme aygıtı kullanmaya başlayın.

3. Polenlerin çok yoğun olduğu dönemlerde kapıları ve pencereleri kapalı tutun.

4. Evde bulunan bitki ve hayvanlardan uzak durun.

5. Kuş tüyü yastıkları, yün battaniye ve yün örtüleri pamuk veya sentetik maddeden yapılmış olanlarla değiştirin.

6. Gerekli olduğunda yeterince antihistaminik ve dekonjestan kullanın.

7. Yatağınızın baş tarafı yukarı kaldırılmış bir şekilde uyuyun. Bunun için yatağınızın baş tarafındaki ayakların altına birer tuğla koyabilirsiniz.

8. Genel sağlık kurallarına uyun.

* Hergün egzerzis yapın.
* Sigarayı bırakın ve diğer hava kirliliğine neden olan şeylerden uzak durun.
* Dengeli beslenin karbonhitratları aza indirin.
* Dietinizi vitaminler ve özelliklede C vitaminiyle destekleyin.

9. Doktorunuzun tavsiyelerine uyun

Kış aylarında iyi bir nemlendirici kullanın. Çünkü kuru ev içi havası birçok allerjik kişinin kötüleşmesine neden olmaktadır. Ancak nemlendiricide mantar üreme şansına da dikkat edin.

DOKTORUNUZ SİZİN İÇİN NE YAPABİLİR?

Kulak Burun Boğaz uzmanınız tam bir kulak, burun, boğaz, baş ve boyun muayenesi yapacaktır. Dikkatli bir değerlendirme sonucunda doktorunuz şikayetlerinize herhangi bir enfeksiyonun yada yapısal bir bozukluğun yol açıp açmadığına ve bunlara yönelik uygun tedaviye karar verecektir.

Allerji tedavisinde bir çok ilaçtan yararlanılmaktadır ve dokturunuz bunlar arasından size en uygun olanını seçecektir. Bunlar arasında antihistaminikler, dekonjestanlar, kromolin ve kortizonlu ilaçlar vardır. Şüphelenilen bir allerjinin medikal tedavisi aynı zamanda çevre kontrolü danışmalığınıda kapsamaktadır. Sonuç olarak detaylı bir hikaye ve iyi bir muayeneden sonra doktorunuz hangi maddeye karşı allerjiniz olduğunu tespit etmek için testler önerebilir.

Solunum havasındaki allerjenlerin tek tedavisi spesifik olarak o allerjene karşı antikor oluşturacak enjeksiyonlar yapmaktır. Bundan önce hassasiyetinizin gerçek nedeni bulunmalıdır. Allerji araştırmaları ya kan tahlili yada deri testi şeklindedir. Modern testler sadece hangi maddeye karşı allerjiniz olduğu değil bu allerjinin düzeyi de ortaya çıkmaktadır. Bu, eğer enjeksiyon gerekiyorsa başlanabilecek en yüksek dozla başlayarak tedaviye cevabı en kısa zamanda almamızı sağlar.

Kulak-Burun-Boğaz kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kulak Çınlaması

KULAK ÇINLAMASININ NEDENİ

Bazı zamanlar kulağımda zil sesi duyuyorum bu normal midir? Tamamiyle değil. Kafa içinde ki bu seslere genel olarak tinnitus denilir ve çok yaygındır. Tinnitus zaman zaman ortaya çıkabilir veya siz sürekli olarak bir ses duyabilirsiniz. Çok kalın veya çok ince olabilir, tek kulağınızda veya her iki kulağınızda da duyabilirsiniz. Zil sesi sürekli olduğunda bu kişiyi çok rahatsız edebilir. Hatta bu rahatsızlık kişilerin normal hayatlarını etkiliyecek boyuta kadar çıkabilir.

BAŞKA İNSANLAR KULAĞIMIN İÇİNDEKİ BU SESLERİ DUYABİLİR Mİ?

Bu genellikle olmaz ancak bazı durumlarda dinleyen kişi bir çeşit ses duyabilir. Bu tip tinnituslara objektif tinnitus denilir. Çoğunlukla ya bir damar anormalliğinden dolayı veya kasların kasılması sonucu orta kulakta meydana gelen seslerden ötürü gelişir.

TİNNİTUS (ÇINLAMA) KONUSUNDA EN SIK RASTLANAN SORULAR

Tinnitusun Nedeni Nedir?

Sesin sadece hasta tarafından duyulduğu subjektif tinnitusun birçok olası nedeni vardır. Bazı nedenler kötü değildir (örnek olarak küçük bir kulak kiri geçici bir süre tinnitus yapabilir.) Bunun yanında enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi ve orta kulakta ki kemiklerin eklem yerlerinin sertleşmesi gibi daha önemli nedenler de olabilir. Tinnitus baş ve boyun bölgesindeki damar genişlemeleri (anevrizma) veya denge ve işitmeyi sağlayan sinirden kaynaklanan bir tümörden (akustik nörinom) dolayı da olabilir. Bu problemlerde işitme kaybı da vardır. Allerji, yüksek veya düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı, tiroid problernleri, baş ve boyun bölgesine gelen darbeler ve birçok diğer nedenler: bazı romatizma ilaçlan, bazı antibiotikler, sakinleştirici ilaçlar ve aspirin tinnitusa neden olabilir. Her durum için tedavi çok farklıdır. Bu nedenle konusunda uzmanlaşmış bir doktora kontrol olmak ve kulak çınlamasının gerçek nedenini bulmak çok önemlidir.

Tinnitus çoğunlukla işitme sinirlerinin mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan uçlarında meydana gelen hasarlardan ötürü gelişir. Bu sinir uçlarının sağlıklılığı doğru ve kesin duymayı sağlar ve bunlarda meydana gelecek bir hasar işitme kaybı ve tinnitusa yol açar. İlerlemiş yaşla birlikte sinir uçlarında bazı değişiklikler meydana gelir bu da beraberinde tinnitusu getirir. Günümüz dünyasında yüksek ses tinnitusun muhtemelen en sık rastlanan nedenidir ve işitme kaybına da yol açar. Ne yazık ki birçok insan endüstriel gürültünün, yangın alarmlarının, yüksek sesle müzik dinlemenin ve diğer gürültülerin ne kadar zararlı olduğundan ya habersiz yada bunu umursamamaktadır. Stereo kulaklıklarla yüksek müzik dinlemek riski daha da fazlalaştırmaktadır.

Tinnitusun Tedavisi Nedir?

Vakaların çoğunda özel bir tedavi yoktur. Eğer doktorunuz gerçek nedeni bulursa bunu ortadan kaldırmaya yönelik tedavi sonucunda kulağınızdaki çınlamalar da ortadan kalkar. Bunun için bazı röntgen filmleri ve denge testlerine ihtiyaç duyulabilir. Bunlara rağmen tinnitusun nedeni çoğu zaman bulunamaz. Neden ortaya konulmamış olmasına rağmen bazı durumlarda ilaçlar yardımcı olmaktadır. Kullanılan birçok ilaç vardır. Genellikle hastaya ilaç alması önerilir ve sonuç alınıp alınmadığı sorulur.

Eğer Bir Neden Ortaya Konulamazsa Tinnitusun Azalması İçin Birşey Yapılabilir mi?

Evet. Aşağıda yapmanız ve yapmamanız önerilen şeyler tinnitusunuzun azalmasına yardımcı olacaktır. Herşeyden önce işitme sisteminin vücudun en hassas ve kırılgan sistemi olduğu hatırlanmalıdır. Bu nedenle aşağıdakileri yapmanız önerilmektedir.

Yüksek sesli müziğe maruz kalmaktan korunun
Kan basıncını sürekli kontrol ettiriniz. Kontrol altında olması için doktorunuza başvurun.
Tuz alımını kısıtlayın (fazla tuz dolaşım sisteminizi bozacaktır.) Tuzlu yiyeceklerden uzak durun ve yemeğinize tuz eklemeyin.
Sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve, kola ve sigaradan uzak durun.
Günlük egzersizler kan akımınızı düzenler.
Yeterince dinlenin ve çok yorulmaktan sakının.
Sesten endişelenmeyin. Kulak çınlamanız sizin sağır olmanıza ve aklınızı kaybetmenize neden olmaz. Bu sesleri rahatsız edici ama önemsiz bir gerçek olarak kabul edin ve olabildiğince yok saymayı öğrenin. Bu çeşit kontrol ya kişinin kendini tembihlemesiyle yada maskeleme yöntemiyle başarılabilir.
Sinirliliğinizi ve gerginliğinizi en aza indirin.
KİŞİNİN KENDİNİ TEMBİH ETMESİ NE DEMEKTİR? BU GEÇERLİ MİDİR?

Tembihleme, konsantrasyon ve gevşeme egzersizleri sonucunda kan basıncını ve kas gruplarını sistemli olarak kontrol etmeyi sağlar.

MASKELEME NEDİR? TİNNİTUS MASKELEMESİ NEDİR?

Tinnitus özellikle çevre sessiz olduğu zaman, gece yatarken, daha rahatsız edicidir Tinnitusla yarışacak bir ses bir saatin tıklaması veya bir radyo, rahatsızlığı azaltacaktır. Bazı doktorlar alçak seşle FM kanallarını dinlemeyi önermektedir: Birçok hasta iki istasyon arasında ayarlanmamış radyonun çıkardığı sesi alçak sesle dinlemekten fayda bulduklarını ifade etmiştir. Böylesine statik bir ses çok rahatlatıcı olabilir. Bu ses beyaz ses olarak bilinmektedir. Bazı hastalar rahatlatıcı ses üreten elektronik aletler kullanmaktadır. Tinnitus maskeleyici işitme cihazını içine yapılan veya ona eklenen küçük bir eloktronik parçadır. Sürekli ama rahatsız etmeyecek bir ses üreterek kişinin kulak çınlamasını unutmasını sağlar.

İŞİTME CİHAZLARI ÇINLAMANIN AZALMASINI SAĞLAR MI?

İşitme bozukluğu kişilerin bazılarında çınlamanın kullandıkları cihazlar tarafından azaltıldığı veya yok edildiği söylenmektedir. Ancak işitme cihazı sadece tinnitusu önlemek için kullanılacaksa özenli bir çalışma yapılmalıdır. Genellikle işitme cihazı çıkartılınca çınlama ilk durumuna geri döner.

SONUÇ

Kulak çınlamanız için herhangi bir tedaviye başlamadan muhakkak bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dikkatli bir muayeneden geçmelisiniz.

Kulak-Burun-Boğaz kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Akut Bronşit Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Akut Bronşit Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Hazırlayan: Dr. Hakan Yaman

# Akut bronşit nedir?
Akut bronşit akciğerlere hava akımını sağlayan bronş ağacının bulaşıcı hastalığıdır. Bronşlar hastalandığında şişerler ve balgam salgılarlar. Balgam, öksürdüğünüzde ağzınıza gelen salgıdır. Bronşların şişmesi solunumunuzu zorlaştırır ve soluduğunuzda hışırtıya neden olur.

# Akut bronşitin nedenleri
Akut bronşit sıklıkla bronş ağacına ulaşan, virüs denen mikroorganizmalarla oluşur. Boğaz ve burunda nezle ve iltihap yapan virüsler, akut bronşit de yaparlar. Virüsler bronş ağacının duvarlarına saldırır ve zedelerler. Vücudumuz bu saldırganlara karşı kendini savunur ve bu nedenle bronşlarda şişme ve balgam oluşur. Bedeniniz bu savunma sonucunda saldırgan virüsleri öldürse de, kendini toparlaması ve onarması için zamana gereksinim duyar. Bu sırada öksürmeye ve balgam çıkarmaya devam edersiniz. Bronş ağacına zarar verebilecek sigara gibi herhangi bir etmen, bronşların iyileşme süresini uzatabilir.

# Bronşit nasıl bulaşır?
Akut bronşit kişiler arasında öksürükle bulaşır. Virüs ya havadan ya da hasta kişinin elinden bulaşır (el sıkışmayla). Bronş ağacınız zedelenmişse, bronşite çok daha kolaylıkla tutulabilirsiniz. Sigara içiyor ya da hava kirliliğinin yoğun olduğu bir ortamda bulunuyorsanız, bedeninizin direnci düşer. Sigara içen kişiler, daha kolaylıkla bronşit olurlar ve hastalıkları daha uzun sürebilir.

# Akut bronşit nasıl tedavi edilir?
Akut bronşit virüsler tarafından oluşturulduğu için antibiyotiklerin kullanımı gereksizdir. Solunumunuzun sıkışık olduğu durumlarda hekiminiz bazen astım tedavisinde kullanılan bir ilaç önerebilir. Bu ilaçlar, nefesinizi açmaya ve balgamdan arınmanıza yardımcı olacaktır. Sigara içiyorsanız, sigara sayısını azaltmalı ya da sigarayı kesmelisiniz. Bu, bronş ağacına verilen zararı azaltacaktır.

# Akut bronşitle birlikte gelişebilen başka Sorunlar
Bazen akut bronşitin öksürüğü haftalarca sürebilir. Bu, sıklıkla bronşların iyileşmesinin uzun sürmesi nedeniyle olur. Ancak, akut bronşit bazen astımla da karışabilir. Hırıltınız ve öksürüğünüz uzun sürerse ve bu özellikle geceleri ve hareket ettiğinizde oluyorsa, hafif bir astımınız da olabilir. Bu durum uzun sürecek olursa, bronşit ile astımınızı ayırt etmek için hekiminiz size solunum fonksiyonu testi yaptırabilir. Akut bronşit ile zatürre de aynı yakınmaları yapabilir. Yüksek ateşiniz olursa, kendinizi halsiz hissedecek olursanız ve öksürüğünüz sürecek olursa, sizde zatürre gelişmiş olabilir. Bu durumu ayırt edebilmek için, hekiminiz size bir göğüs röntgen filmi çektirebilir. Bronşitiniz, uyurken midenizden akciğerlerinize kaçan mide içeriği nedeniyle de olabilir. Öksürüğünüz sürüyor ve sabah ağızda kötü bir tatla uyanıyorsanız, hekiminize başvurunuz. Hekiminizin midenize yönelik vereceği ilaçlar, bu nedenle oluşan öksürüğü kesebilir.

# Hekime acil olarak gitmenizi gerektiren durumlar
Öksürüğünüz bir aydan uzun sürüyor, ateşiniz devam ediyorsa hekiminize başvurmalısınız. Öksürdüğünüzde balgamınızla kan geliyorsa, yattığınızda soluk alıp vermede güçlük çekiyorsanız ve bacaklarınız şişiyorsa da hekiminizi görmelisiniz.

Kulak-Burun-Boğaz kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Burun Kanamaları

Burun Kanamaları Hazırlayan: Türk KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı

BURUN KANAMASINA DİKKAT !

Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar.

1. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir.
2. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.

Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burun orta bölmesine parmak ucu ile sürmek faydalı olacaktır.

Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir. Günde üç defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan önce sürülmesi yeterlidir.

Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası vardır.

ÖN KANAMALARIN DURDURULMASI

Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız:

1. Burunun ucundaki yumuşak kısmını başparmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız.
2. Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırın.
3. Beş dakika böyle bekleyiniz. (Saat tutunuz.)
4. Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız yada başınız daha yukarda uzanmanınız önerilir.
5. Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba içine buz doldurarak. )

KANAMA DURDUKTAN SONRA YENİDEN KANAMAYI ÖNLEMEK

1. Sümkürmemeye dikkat ediniz.
2. Yerden ağır bir şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız.
3. Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya çalışınız.

TEKRAR KANAMA OLURSA

1. Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz.
2. 3, 4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız.
3. Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız.
4. Doktorunuzu arayınız.

NE ZAMAN DOKTORU ARIYALIM YADA ACİL SERVİSE BASVURALIM?

Eğer kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa;

Eğer kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa.

Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına doğru oluyorsa

Kulak-Burun-Boğaz kategorisine gönderildi | Yorum bırakın