Zoru olmak: Kendisini zorlayan bir sıkıntısı, derdi olmak.”Adamın bir zoru olduğu yüzünden belliydi.”
Zihnini kurcalamak
Zihnini kurcalamak: Aklına takılan bir şeyi anlamaya, kavramaya çalışmak.”Akşamki mesele zihnimi kurcalayıp duruyor.”
Zil takıp oynamak
Zil takıp oynamak: Çok sevinmek.
Zurnanın zırt dediği yer
Zurnanın zırt dediği yer: Yapılmakta olan işin en hassas, en önemli, en can alıcı noktası.
Zihnini oynatmak
Zihnini oynatmak: Çıldırmak, aklını yitirip delirmek.”Sen zihnini mi oynattın?”
Zimmetine geçirmek
Zimmetine geçirmek: 1. Kendine mal etmek. 2. Bir hesabı birinin borcuna eklemek.”Devletin onca malını zimmetine geçirmiş.”
Zincire vurmak
Zincire vurmak: Prangaya vurmak (mahkûmu).”Bütün esirleri zincire vurup zindana atmışlardı.”
Zindan kesilmek
Zindan kesilmek: 1. Çok karanlık duruma gelmek. 2. Yaşanılan yer çok sıkıntı verici, yaşanılamayacak derecede kötü hâle gelmek.
Ziyafet çekmek
Ziyafet çekmek: Konukları yemek vererek ağırlamak.”Düğünümde bir ziyafet bile çekemedim.”
Ziyan etmek
Ziyan etmek: Yersiz, boş yere harcamak.”O kadar ekmeği ziyan etmeye utanmıyor musun?”