Mizah Duygusunu Güçlendirin

Mizah Duygusunu Güçlendirin

Beraber gülmek bir iletişim yoludur fakat iyi bir mizah duygusu çocuğunuzu daha akıllı, daha sağlıklı ve zorluklarla daha kolay başa çıkabilir hale getirebilir. Bizler mizah duygusunun mavi gözler ya da büyük ayaklar gibi genetik şifremizin bir parçası olduğunu düşünme eğilimindeyiz. Oysa mizah duygusu çocuğunuzun doğduğunda sahip olduğu veya olmadığı bir şey değildir. Aslında çocuğunuzda geliştirebileceğiniz öğrenilebilen bir yetenektir.

Bebek Sağlığı kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çocuğunuzun zihinsel ve dil becerileri hakkında yeterli bilgiye sahip misiniz?

Koç Üniversitesi, Psikoloji bölümünde yeni bir çalışma başlattık. Amacımız, çocukların konuşmaya başlamadan önce veya basit cümleler kurabildikleri dönemlerde gerçekten ne bildiklerini ortaya çıkarmak.

Çocuk Dil Gelişimi Çalışmamızda, 16-39 aylık çocuklar laboratuarımıza gelip yan yana yerleştirilmiş iki ekranda aynı anda gösterilecek 5-10 dakikalık iki film izleyecekler. Biz sadece onların hangi filmi seyretmeyi daha çok tercih ettiklerini gözlemleyeceğiz. Okumaya devam et

Bebek Sağlığı kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Küçük yaştaki çocukların takıntıları normal midir?

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Bağdat Caddesi Polikliniği’nden Klinik Psikolog Özden Bademci Dandul, yetişkinlerin takıntı olarak gördükleri çocukların bazı davranışlarının normal karşılanması gerektiğini belirtiyor

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Bağdat Caddesi Polikliniği’nden Klinik Psikolog Özden Bademci Dandul, “Daha büyük yaştaki çocuklar ya da yetişkinlerde görülmesi halinde kaygı verici olan takıntılı davranışlar genellikle küçük çocuklar için normaldir” diyor. Okumaya devam et

Bebek Haberleri kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Dünyaya Erken Merhaba Diyenler

Prematüre bebekler… Çevremizden sürekli duyduğumuz, ancak anlamını belki de tam olarak bilmediğimiz bir kavram.

Memorial Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlusu Uz. Dr. Ercan Tutak, prematüre bebekler ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

Zayıf doğan her bebek prematüre midir?

Halk arasında doğru bilinen yanlışlardan biri, yeni doğan bebeğin kilosuna göre prematüre olup olmadığının belirlenebilecek olduğudur. Okumaya devam et

Bebek Haberleri kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bebeğinizin ağlamasının nedeni siz olabilirsiniz ?

Ağlamak, bebeğinizin ilk iletişim kurma yoludur. Bebeğinizin ağlamak dışında sıkıntılarını anlatacak başka bir lisanı yoktur. Ağlayarak kendini anlatmaya çalışır. Ağlayan bebeğinizi kötü, yaramaz veya disiplinsiz olarak değerlendirmeden önce, ağlamasına neden olabilecek gereksinimlerini araştırmalısınız.

Acıbadem Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Öztürk: “Çalışmalar, bebeklerin çevrelerinde hissettikleri strese, ağlama yoluyla tepki gösterdiklerini ortaya koymuştur. Durum ne kadar stres verici olursa, ağlama da o denli uzun ve yoğun olmaktadır. Dolayısıyla, eğer bebeğin anne ve babası kötü bir gün geçirmiş ise, bu durum bebeğe yansıyabilir. Bununla beraber, evdeki hava sakin olduğu zamanlarda, bebeğin huysuzluğu da, durumdan etkilenme oranına bağlı olarak azalır.” Her zaman ikinci bebekler daha şımartıldıkları için muhtemelen daha uzun ağlarlar. Bazı günler bebeğiniz çok az ıkınma ya da sadece birkaç dakika ağlarken, bazı günler durdurulması pek mümkün olmayacak şekilde ve saatlerce ağlayabilir.

Ağlama nedenleri

• Açlık (Yeterli süt alamama, büyümenin hızlanması ile artan ihtiyaç gibi nedenler).

• Rahatsızlık (Bebeğinizin altının pis olması, çok sıcak veya soğuk ortamda bulunması gibi nedenler.).

• Yorgunluk (Çok fazla ziyaretçinin sürekli gürültü yapması gibi nedenler.).

• Hastalık ya da ağrı.

• Annenin yedikleri (Yediğiniz her türlü yemek, sütünüzü olumsuz etkileyebilir.).

• Annenin aldığı ilaçlar (Kafein, sigara, diğer ilaçlar.).

• Memede süt fazlalığı.

• Kolik.

• Fazla ilgi gereksinimi olan bebekler (Bazen hiçbir sebep yokken ağlayabilir.)

Bebeğiniz ilk doğduğu andan itibaren zaman zaman ağlar, çünkü anne karnı bebeğiniz için en ideal ortamdır ve orada oldukça rahattır. Her şey istediği gibidir. Nefes bile almasına gerek yoktur, çünkü her ihtiyacı karşılanır. Fakat doğduktan sonra ilk nefesini almasıyla akciğerleri dış atmosferle tanışır ve bebeğiniz ilk dünyaya gelir gelmez ağlamaya başlar. Doğduğunda bebeğiniz pek fazla ağlamazken, eve geldikten birkaç gün sonra saatlerce süren ağlama krizleri yaşayabilir. Bezini değiştirir, kucağınıza alırsınız, hatta emzirmek ya da biberon vermek istersiniz, ancak bunların hiçbiri onu susturmaya yetmez. Bebeğiniz o kadar güçlü ağlar ki, ağlamaktan yüzü kıpkırmızı olur. Midesi şiş ve gergindir; ayaklarını karnı üzerine çeker; elleri ve ayakları soğuktur. Bebeğinizin çok ciddi bir rahatsızlığı olduğunu sanıp, endişelenirsiniz ve hemen bebeğinizin doktorunu ararsınız. Bu tür belirtileri olan bir bebek ciddi derecede hasta değildir. Bebeğinizin yalnızca karnı ağrıyordur ve bu hastalık aslında bebekten daha çok size eziyet veren bir rahatsızlıktır.

Karın ağrısı
İnfantil kolik(kolik ağrısı), ilk 4–6 aylık bebeklerde, santral sinir sistemi henüz tam gelişmediği için şaşılık, çenede titreme, ürkme hareketi ve bazı ilkel refleksler devam eder. Bu süre içinde kas koordinasyonunu tam sağlayamadığından (örneğin; şaşılıkta farklı kas demetleri kasılıp gözler farklı yöne çekilir), bağırsaklarında da düzensiz kasılmalar olur. Bu kasılmalar kolik ağrıyı oluşturur. Nasıl bizim kaslarımıza kramp giriyorsa, bebeğinizin karnına da öyle ağrı girer. Bu nedenle özellikle geceleri, ayaklarını karnına çekerek ağlar. Bu ağlama bazen ıkınma şeklinde olabileceği gibi, bazen de saatlerce sürer. Karın ağrısı çeken bebeğiniz, genellikle karnı doyurulduktan sonra ağlamaya başlar. Buda, kolik olan bir bebeği, karnı aç normal bir bebekten ayıran işarettir. Halk arasında bu ağrı, gaz sancısı olarak tanımlanır ama ağrının asıl sebebi gaz değildir. Gaz, kolik ağrıyı arttırır. Gene de bebeğinizin gazını azaltabilirseniz, kolik ağrısı da hafifleyebilir.

Ağlayan bebek için neler yapılabilir?
Öncelikle şu bilmelisiniz ki, kolik ağrısına çeken bebeğinizin ağrıları son bulmayacak ve 4–6 ayına kadar devam edecektir. Direk bir tedavisi yoktur. 4–6 aya ulaşıncaya kadar çok çeşitli şeyler yaparsınız (ne yazık ki hiçbiri de fayda sağlamaz). Her şeyden önce, bebeğinizin karnının aç olup, olmadığından emin olmalısınız.

Öneriler

• Eğer bebeğinizin karnı açken, iyi bir şekilde karnını doyurduktan sonra, 2 saatten daha az ağlıyorsa, ağlamasının sebebi muhtemelen aç olduğundan değildir. Bununla beraber, başka öğünlerde de bunu deneyebilirsiniz. Bazen sadece emzirme esnasında rahatlık verici bir şekilde tutmak bile, yeni doğmuş bebeğinizin rahatlaması için yeterli olacaktır.

• Bebeğinizin bezini değiştirin ya da kucağınıza alarak gazını çıkarmaya çalışın.

• Bazı bebekler sallanmaktan, bazıları da şarkı ya da ninni söylenmesinden, saç kurutma makinesinin sesinden hoşlanır ve susarlar.

• Kucağınıza aldığınızda, kalp atışlarınızı duyan bebeğiniz rahatlar.

• Bebeğinizin karın ağrısı varsa, dikine tutmanız onu rahatlatacaktır.

• Karnı ağrıyan bebeğinizi, karnı üzerine yatırdığınızda ağrısı hafifler. Ayrıca bebeğinizi kucağınızda karnı üstünde tutarak, sırtına ve ayrıca saat yönünde karnına masaj yapmanız faydalı olacaktır.

• Bebeğinizin karnı üzerine, ısıtılmış bir şişe su yerleştirmek ya da ısıtılmış bir bezi karnının üstüne koymak, karın ağrısını geçirmek için yardımcı olabilir. Tabii ki şişenin ya da bezin bebeğinizi incitecek kadar sıcak olmamasına özen göstermelisiniz. Eğer su çok sıcaksa, bebeğiniz rahatsızlığını belli eder.

• Bazen bebeğinizi sallamak ya da dolaştırmak da yararlı olabilir.

• Bebeğinizi aşırı miktarda kucakta tutarak ona zarar geleceğinden korkmamalısınız. Tek sıkıntı kucağa alışması olabilir. Eğer yararı olduğunu görüyorsanız, bebeğinizi kucağınıza almaktan çekinmeyin.

• Karın ağrısı çeken bebeğinizi yumuşak bir battaniyeye sarmanız, kimi zaman çok yararlı olabilir.

• Bebeğinize yatıştırıcı vermek, beşik gibi bir yere koymak, araba ile kısa bir gezintiye çıkarmak gibi yöntemler de işe yarayabilir.

• Karın ağrısı çoğunlukla bebeğiniz gaz çıkardığında ya da altını kirlettikten sonra geçer. Bazen makatına bir termometre sokma yolu ile gaz çıkarmasını ya da dışkılamasına yardımcı olarak bebeğinizin rahatlamasını sağlayabilirsiniz.

• Eğer bebeğinizin karın ağrısı çok inatçı ise, mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

Israrcı ağlama
Eğer bebeğinizin herhangi bir hastalık belirtisi yoksa, bundan sonra yapılması gereken belki de ne olacağını beklemektir. Bazı bebekler uyumak istediği için ağlar ve bu onlarda huzursuzluk yaratır. Bu yüzden bir süre ağlamadan uykuya dalamazlar. Tüm bu yukarda gösterilen yöntemleri deneyerek bebeğinizi susturamazsanız, bebeğinizin 20 dakika kadar beşiğinde ya da karyolasında ağlamasına izin verin.

Diş çıkarma
Bebeklerin 2 aydan sonra dişleri kabarır. Aslında dişler 14. hamilelik haftanızdan itibaren oluşmaya başlar ve doğumdan itibaren dişleri yukarı doğru hareketlenir. Bebeğinizin dişleri, 5–11 ayları arasında, diş etini yararak çıkar. 2. aydan sonra diş kabarması nedeni ile bebeğinizin ağızlarının suyu akar ve her şeyi ağzına sokup dişlerini kaşımak ister. Dişler çıkarken, diş etlerini yararak yukarı yönelir. Bu nedenle bebeğiniz, özellikle 4. aydan sonra gecenin bir vakti sıçrayarak uyanıp, ağlayabilir. Siz emzirdiğinizde de rahatlayarak uyur, ancak kısa bir süre sonra tekrar uyanır ve tekrar süt ister. Bunun sebebi anne sütünün rahatlatıcı, sakinleştirici özelliği ve sizin ten kokunuzdur. Bebeğinizin bu ağlama ya da ağrıları için yukarıdaki yöntemler işe yaramazsa, diş jeli ya da ağrı kesici de verebilirsiniz.

Bebek Haberleri kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bebekler için ciddi tehdit: RSV

Türk Neonatoloji Derneği, konusunda yapılan araştırmaların uluslararası düzeyde isimlerinin konuşmacı olarak katıldığı “Yüksek Riskli Yenidoğanlar ve Respiratuar Sinsisyal Virüs Enfeksiyonları” konulu ve İstanbul’da düzenlenen toplantı ile mevsimsel bir tehlike olan bu RSV yani Respiratuar Sinsisyal Virüs ile ilgili önlemleri ve tedavi yöntemlerini gündeme taşıdı.

BEBEKLERİNİZİ RSV’DEN KORUYUN

Dünya Perinatal Tıp Derneği Başkanı, Ispanya Neonatal Cemiyeti Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Xavier Carbonell – Estrany ve Prof. Dr. Murat Yurdakök’ün oturum başkanlığını üstlendiği toplantıda, konunun uzmanı hekimler, özellikle risk grubuna giren bebeklerin ebeveynlerini bu virüsü tanımaları ve önlem almaları konusunda uyardı.

RSV NEDİR ?

Respiratuar Sinsiyal Virüs (RSV), çocuklarda ve yetişkinlerde solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan bir virüstür. Virüsün her yerde olabilme doğası nedeniyle, 1 yaşına kadar çocukların yüzde 50’si ve 2 yaşına kadar ise hemen hemen tümü bu virüsle tanışır. RSV, bebeklerde ve çocuklarda, burun tıkanıklığı, nezle, boğaz ağrısı ve ateş gibi soğuk algınlığı belirtileri ile ortaya çıkan ve bazen de orta kulak iltihabı ile devam eden, üstü solum yolları enfeksiyonu olarak kendini gösterir.

RSV’ye yakalanan bebeklerin yüzde 20-40’ı hırıltılı solunum güçlüğü semptomları ile bronşit veya zatürreeye varan alt solunum yolları hastalıklarına (LRTI) yakalanırlar. Mevsimsel bir virüs olan RSV, Ekim-Nisan ayları arasında ortaya çıkıp; özellikle prematüre bebeklerde, kronik akciğer hastalığı, konjenital kalp hastalığı ve bağışıklık yetersizliği olanlarda ciddi risklere neden olabilir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) rakamlarına göre dünyada her yıl yaklaşık 400 bin bebek bu virüs nedeniyle ölmekte ve yine toplam yenidoğanların üçte birinde bu virüs nedeniyle alt solunum yolu enfeksiyonlarından biri oluşmaktadır. Virüsün bulaşma yöntemi insanlarla temastır. Kalabalık insan gruplarının bulunduğu yerlerde virüsü kapmak, Ekim-Nisan ayları arasında çok kolaydır. Virüs özellikle hastane ortamlarında daha da çabuk yayılır.

Risk Altındaki Çocuklar :

* Prematüre bebekler: Savunma sistemleri zamanında doğan bebeklere göre daha zayıf olan prematüre bebekler.

* Kronik akciğer hastalığı (Bronkopulmoner displazi) bulunan bebekler.

* Doğuştan (konjenital) kalp hastalığı bulunan çocuklar.

Alınabilecek Önlemler :

* Bebeğe dokunmadan ellerin yıkanması ve hijyene dikkat etmek.

* Bebeğin sigara içilen ortamlarda bulunmasına izin vermemek.

* Virüs, kullanılmış mendillerde saatlerce hayatta kalabileceğinden kullanılmış mendilleri ortadan kaldırmak.

* Bebeği kalabalık yerlere götürmemek (toplu taşıma araçları, eğlence merkezleri, kreş, okul vb)

* Solunum yolları enfeksiyonu şüphesi veya ateşi olan kişilerin/çocukların bebeğe temasını engellemek,

* Diğer küçük çocukları bebekten uzak tutmak, evdeki diğer çocuk ve bebekler için ayrı odalar hazırlamak.

* Bebeğin oyuncaklarını ve kullandığı malzemeleri sık sık yıkamak.

* Bebeği öpmekten kaçınmak.

* Koruyucu aşı ile ilgili doktordan bilgi almak.

Bebek Haberleri kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

“Aman ağlamasın”, “Aman üşümesin”, Peki ya sonrası ?

Aşırı istenilen, geç kavuşulan, tek çocuk, ilk çocuk, tek erkek veya kız çocuk, en küçük çocuk, geniş bir sülalenin tek erkek çocuğu gibi çocuklar genellikle abartılmış sevginin odak noktası olurlar. El bebek gül bebek büyütülürler. Kucaktan yere indirilmezler.Genellikle bu tür çocuklar erken konuşup geç yürürler. Aile tarafından çocuğun her çağrısına cevap verilir. Bir kral gibi her dediği hiç istisnasız anında yerine getirilmeye çalışılır. Bu tür çocukların üzerlerine titrenir. Ağlamasın, üşümesin, terlemesin hasta olmasın, yorulup incinmesin, mikrop kapmasın diye aile üyeleri ellerinden gelen tüm gayreti gösterir. Adeta çocuk bir cam fanus içinde büyütülür.

Abartılmış sevgi ve aşırı koruyuculuk daha çok anne çocuk ilişkisinde ortaya çıkmaktadır. Aşırı koruyuculuğun ve sevginin altında yatan ana sebep annenin yalnızlığı ve hayattan özellikle de eşinden ve evliliğinden beklediğini bulamamış olmasıdır. Aşırı koruyucu anne çocuğuyla öyle bütünleşir ki onun büyüdüğünü ve olgunlaşabileceğini asla kabul etmek istemez. Bu tür anne-babalar (Çocuklar genelde üç yaşından itibaren rahatlıkla kaşık kullanabilir) çocukları 8-9 yaşlarında olmasına rağmen yemeklerini kendileri yedirmek isterler. Ergenlik çağında bulunan 13-14 yaşındaki çocuklarına kendileri banyo yaptırmak isterler.Çocuğun veya gencin kıyafetlerini anne baba seçer.Çocuğa evde seçim konusunda pek söz hakkı verilmez.Çocuk ergenlik çağına girmiş olmasına rağmen anne çocuğuyla yatmak ister.Sebep olarak da “Geceleyin çocuk korkulu bir rüya görür de, korkarsa ben onun sesini duyamam,onun yanın da olmalıyım .”gibi bahaneleri vardır.Anne bu tür davranışlarıyla çocuğu- na olan derin sevgisini dile getirdiğini ve çocuğuna yardım ettiğini düşünmek- tedir.Ama gerçekte kendi yalnızlığını ve mutsuzluğunu ,çocuğuna kendisini adayarak telafi etmeye çalışmaktadır.Çocuğunu kendine aşırı bağımlı yaparak kendisini değerli ve eşi bulunmaz hissetmektedir.Çünkü çocuk en ufak davranışta dahi annesinin fikrini almaktadır.Anne çocuğu kendisine tutsak etmekte ve bağımlı kılmaktadır.

Aşırı koruyucu ve abartılı sevgisi olan anne babalar çocuklarına derin duygusal bağla bağlıdırlar.Anne baba çocukları için sebepsiz yere aşırı kaygı içindedirler.Bu kaygı da onları çocuklarını aşırı korumaya yönlendirir. Çocuğu mutlu edemeyeceklerini düşündükleri için hep endişelidirler.Çocuğa karşı boğucu şefkat gösterirler.

“Çiçeğin suya ihtiyacı vardır ama çok sularsanız ölür gider.”
Bu tür ailelerde çocuğa doğal yaşam hakkı verilmez.Onu ilgilendiren kararlar da yaşı kaç olursa olsun fikri sorulmaz.Çocuğa ve onun problemlerine karşı objektif davranılmaz.Çocuğun yanlışları anne baba tarafından görülmek istenmez, olanlar ise bertaraf edilmeye çalışılır. Anne baba çocuğa yaptırmak istedikleri bir davranış için duygu sömürüsü,(yemedim yedirdim,giymedim sana giydirdim,gençliğimi sana feda ettim..) metodu ve şiddetli şefkat yöntemi kullanırlar.

Çocuğun yeterli kas gelişimine sahip olduktan sonra tuvaletini kendi kendisine yapmasına ve kendi başına yemek yemesine ,uyumasına,giyinip soyunmasına,kendi seçimlerinin olmasına,arkadaşlarının davetlerine katılmasına ve onları davet etmesine,psiko-sosyal gelişiminin tamamlanmasına sevgi ve koruyuculukta ölçülü davranarak onlara yardımcı olmalıyız.Onlara özerklik tanımalıyız.

Nisan Psikolojik Danışma Merkezi

Bebek Haberleri kategorisine gönderildi | 1 yorum

Bebeğinizin sağlıklı dişlere sahip olması için

Çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı bir gülüşe sahip olması sizin elinizde

Çocukların doğru ağız ve diş bakımı alışkanlığı edinmesi büyük ölçüde ebeveynlere bağlıdır. Çocuklarınızı erken yaşta diş hekimine götürmeye başlayarak çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı bir gülüşe sahip olmasını sağlayabilirsiniz.
Çocukların küçük yaşlarda anne ve babalarını taklit ettiklerini ve daha sonra bu davranışları alışkanlık haline getirdiklerini unutmayın.

Dişlenme (diş sürmesi)

Bebeklerin dişleri anne karnında oluşmaya başlar. Bu nedenle hamilelik sırasında dengeli, kalsiyumu yüksek ve et, süt, yumurta gibi kaliteli protein grubu ile beslenmenin faydası çoktur.

Bebeklerde, dişler sürmeden önce; her beslenmeden sonra ağzı, dişetlerini ve dili gazlı bez ya da tülbent yardımıyla temizlemek gerekmektedir.

Doğal dişlenme yaş aralığı yaklaşık olarak +/- 1 yaş

Üst Dişler Sürme Düşme
Santral Kesici 8- 12 ay 6 -7 yıl
Lateral Kesici 9- 13 ay 7 -8 yıl
Kanin (Köpek dişi) 18- 22 ay 10- 12 yıl
Birinci Azı 13- 19 ay 9- 11 yıl
İkinci Azı 25- 33 ay 10- 12 yıl
Alt Dişler Sürme Düşme
Santral Kesici 6- 10 ay 6 -7 yıl
Lateral Kesici 10- 16 ay 7 -8 yıl
Kanin (Köpek dişi) 17- 23 ay 9- 12 yıl
Birinci Azı 14- 18 ay 9- 11 yıl
İkinci Azı 23- 31 ay 10- 12 yıl

Bebeğinizin ilk dişleri henüz 6 aylıkken çıkmaya başlar ve en geç 14 aylık olduğu zaman ilk dişlerinin çıkmış olması gerekir. İlk kalıcı dişler ise 6 yaşında sürmeye başlarlar. Süt dişlerinin sürmesi normal ve doğal bir durum olduğundan aşağıdaki belirtilerin görülmesi beklenir:

* Tükürük salgısında artma
* Ellerin ve parmakların ağza sokulması
* Huzursuzluk

Ayrıca bu dönemde, bulantı, ateş veya ishal gibi sistemik bazı bozukluklar da görülebilir. Bu bir tesadüf olarak değerlendirilmemelidir. çünkü diş sürme zamanında çocuklar etraflarında ne bulurlarsa ağızlarına götürürler ve bu şikayetlerin çoğu bakteriyel enfeksiyon sonucu oluşur. Bu nedenle özel üretilmiş temiz diş kaşıyıcıları çocukların yanında mutlaka bulunmalıdır.

“Süt dişi nasılsa düşecek, fırçalamaya ve tedavi ettirmeye gerek yok.” demeyin !

özelikle yeni neslin dişlerini korumak biz dişhekimleri için çok önemli. Süt dişleri tabi ki düşecekler ama bu dişlerin de mutlaka fırçalanması gerekiyor. Normal şartlar altında bakteriler ağzımızda yaşıyorlar. Diş fırçalamayla biz bu bakterilerin sayısını azaltıyoruz. Yemeklerden sonra ağzımızda kalan yiyecek artıklarıyla beslenen bakteriler asit oluştururlar ve bu asit dişlerin yumuşamasına neden olarak çürüğün oluşmasını sağlar. Süt dişleri çürüdükleri zaman hemen altından gelen daimi yani kalıcı dişi de etkiler. çürük yapan bakteriler ve çürük bu dişe de geçerek burada da çürük oluşturmaya devam ederler. Böylece kalıcı dişlerdeki ilk hasar da meydana gelmiş olur. Süt dişleri çok önemlidir, kalıcı dişlerin sağlığı süt dişlerinin sağlıklı gelişimine bağlıdır.

Bunları biliyor muydunuz ?

  • Emzirmek çok önemlidir. Emzirdikten sonra bebeğinizin dişeti ve dişlerinin gazlı bezle silinmesi erken dönem süt dişi çürüklerinin oluşumunu engeller. Süt dişlerinin çıkmaya başlaması ile beraber gazlı bez ya da diş fırçası ile dişler temizlenmelidir. Bebeğiniz 1 yaşına bastığında ilk diş hekimi randevusunu almalısınız.
  • Bebeğinizin ön ve arka dişlerinde oluşabilecek beyaz, kahverengi ve siyah noktaları (çürük belirtileri) kontrol etmeyi unutmayın. Ayrıca çocuğun süt dişlerine ve ilk daimi molar dişlerine fissür örtücü (diş koruyucu) uygulamaları, dişlerin çürüğe karşı korunmaları açısından oldukça önemlidir.
  • Bebeğinizi hiçbir zaman su biberonu dışında bir biberonla uyutmayın. 1 yaşından itibaren bebeğin biberondan su kabına geçmesini sağlayın.
  • Sağlıklı beslenmenin ağız sağlığı ile direkt ilişkisi mevcuttur. çürüğe yatkınlığı etkileyen faktörün şeker miktarı değil, şekerin alınma sıklığı olduğunu unutmayın. çocuğunuzu atıştırma seçenekleri ve sağlıklı beslenme konusunda bilgilendirin. Bebeklerde meyve sularını su katarak sulandırın.
ADSD (Ağız ve Diş Sağlığı Derneği)
Türk toplumunun diş sağlığı konusundaki bilincini geliştirmeye yönelik yapılan her türlü çalışmayı ve eğitimi desteklemek ve “koruyucu diş hekimliğini” geliştirerek sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sağlamak amacıyla faaliyet gösteren bir dernektir.
Bebek Haberleri kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bu öneriler annenin sütünü artırıyor!

Emzirme döneminde sağladığınız sütteki enerjinin büyük bir kısmı, yediklerinizden karşılanıyor. Aldığınız tüm enerji tam olarak süt enerjisine dönüşmüyor, çünkü vücut dokuları da bir miktar enerjiyi emiyor.

Sağlıklı bir annenin günde ortalama 700–800 ml süt salgıladığı esas alındığında, emzirme döneminde günlük ortalama ekstradan enerji gereksinimi 750 kaloriyi buluyor. Bu miktarın 500 kalorisi yediklerinizden sağlanırken, 250 kalorisi hamilelikte depoladığınız yağlardan karşılanıyor. Bu da emzirme sırasında aldığınız fazla kiloların, enerjiye daha hızlı dönüşmesine katkıda bulunuyor.

International Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin ve Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak, annelere sütlerini artırma konusunda şu önerilerde bulundu:

- Hızlı kilo vermeyi vadeden diyet ve ilaçları uygulamayın.
- Sütünüzü arttıran en önemli besin sudur. Günde en az 2,5 – 3 litre su içmelisiniz, çünkü sütün önemli bir kısmı sudur.
- Kalsiyumdan zengini olan süt, yoğurt ve peyniri düzenli olarak tüketmelisiniz. Her gün 1 adet yumurta veya 1 porsiyon etli sebze veya kurubaklagil yemeği yemeye özen göstermelisiniz.
- A Vitamininden zengin havuç, yeşil yapraklı sebzeler, kayısı gibi besinleri, beslenme programınızda sık bulundurmalısınız.
- Vitaminlerin zengin bir kaynağı olan taze sebze ve meyveleri her gün düzenli olarak tüketmelisiniz.
- Yediğiniz yiyeceklerin besleyici değerini korumak ve özellikle anemiyi (kansızlığı) önlemeniz açısından, yemeklerinizle birlikte çay içmemelisiniz.

Annelerin değişik dönemlerdeki günlük enerji ve besin öğelerini karşılamak üzere temel besin gruplarından almaları gereken miktarlar:
Besin Grupları Normal Yaşam (gr) Gebelik İçin Ek(gr) Laktasyon İçin Ek(gr) 1. Et, balık, tavuk, yumurta, kuru baklagiller 140-160 50 50 2. Süt, yoğurt, peynir, çökelek 250-350 250 250 3.Taze sebze ve meyveler 400-600 200 200 4. Tahıllar ekmek, bulgur, pirinç 200-300 - 100 5. Yağ ve tatlılar - - - Yağ 30-35 - 5 Şeker ve Tatlılar 30-50 - 5

Beslenme programınızda yer alması gereken temel besin grupları ve içerikleri:

Süt ve süt grubu:

- Süt
- Yoğurt
- Peynir
- Ayran
- Et ve et grubu
- Et
- Tavuk
- Balık
- Yumurta
- Sakatatlar
- Kuru baklagiller
- Ekmek ve ekmek yerine geçen grubu
- Ekmek
- Tahıllar (mısır, buğday, çavdar, yulaf )
- Makarna
- Pirinç
- Bulgur
- Çorbalar
- Un ve undan yapılmış yiyecekler
- Sebze ve meyve grubu
- Tüm sebze ve meyveler bu grup içerisindekiler
- Yağ grubu
- Zeytin
- Yağlı Tohumlar ve yağı (ceviz, fındık, badem, susam v.b)
- Bitkisel sıvı yağlar ( mısırözü, ayçiçek, soya, pamuk v.b)
- Margarin
- Tereyağı
- Hayvansal yağlar ( iç yağı, kuyruk yağı)

MEYVELI PRENSES TATLISI

MALZEMELER (6 kişilik)

1 adet muz
2 adet şeftali
15 adet vişne
10 yemek kaşığı irmik
3 yemek kaşığı nişasta
5 su bardağı süt
1 su bardağı toz şeker

HAZIRLANIŞI:

Şeftalileri soyduktan sonra dilimleyin. Küçük bir tencereye alın, 1 çay bardağı su ve bir çorba kaşığı toz şeker ekleyip 4 dakika kadar pişirin. Çukur bir tencerede mısır nişastası, tozşeker, irmik ve sütü kaynayıncaya kadar karıştırarak pişirin. Kaynadıktan sonra düz bir kalıba dökün, soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra üzerini muz, vişne ve şeftali dilimleri ile süsleyin.

Anne Sütü kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bebeklerde ishali önemseyin

Yaz ishalleri en çok 0–5 yaş grubu çocuklarda görülüyor. İshal hızla gelişen sıvı kaybına neden olduğu için, sıvı kaybı yerine konulamazsa ölümlere bile yol açabiliyor. Dünya da her yıl beş yaşın altındaki yaklaşık 10 milyon çocuk ishal sonucu hayata veda ediyor.

Sema Hastanesi Çocuk Hastalıkları Sağlığı Uzmanı Dr. Mehmet Demirdöven, ishali 24 saat içinde üçten fazla sulu dışkılama veya sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde her zamankinden daha sık ve sulu dışkılama olarak tanımlıyor. İshal, kusma, bulantı, karın ağrısı, ateş, baş ağrısı, halsizlik ile birlikte seyrediyor. Çocuklarda ortalama 3–7 gün içerisinde geçiyor.

İshale sebep olan virüs ve mikroplar, su ve yiyeceklerin tüketilmesiyle insanlara bulaşıyor. Bu nedenle kaynağını bilmediğiniz içecek ve yiyecekleri tüketmemenizde fayda var. Ayrıca emzikli bebeklerin emzik ve biberonlarının hijyeninin sağlanamaması da ishale sebep olabiliyor.

Yaz ishallerinde ortaya çıkan sıvı ve tuz kayıpları yerine konulursa hayati tehlike olmadığını söyleyen Dr. Demirdöven, kayıpları önle¬mek için ishal döneminde bebeklere bol miktarda su içirilmesi gerektiğini söyledi. İshal sebebiyle, sıvı kaybına bağlı olarak gözlerde çökme, ağız ve dudaklarda kuruluk, küçük çocuklarda bıngıldakta çökme, gözyaşının azalması, idrar çıkarmada azalma gibi bulgular da gelişebiliyor.

Sıvı alımı artırılırken beslenmeye de devam edilmesi, anne sütü alan bebeklerde emzirmenin sıklaştırılması gerekiyor. Çocuk, yaşına uygun olarak kaynatılmış su, taze sıkılmış meyve suları, çorba gibi sıvılar ile beslenmeli, bunun yanında pirinç lapası, ekmek, patates ve muz püresi gibi nişastalı gıdalarla beslenmeli. Enerjiden zengin, protein içeren, posasız, yumuşak besinler verilmelidir.

Çocuğunuzu ishalden korumak için;

• İçme suyunu en az 10 dakika kaynatın ve oda sıcaklığına geldikten sonra içirin.
• Et, balık ve deniz ürünlerini iyice pişirin
• Taze meyve ve sebzeleri iyice yıkamadan yedirmeyin.
• Genel hijyen kurallarına uyun.
• Kendiniz tuvaletten çıktıktan sonra ve bebeğinizin altını değiştirdikten sonra ellerinizi iyice yıkayın.
• Sokaktan, kaynağını bilmediğiniz yiyecek ve içecekleri tüketmemeye özen gösterin.
• Çocuğunuza yemek yemeden önce ve tuvaletten çıktıktan sonra ellerini yıkamasına özen gösterin.
• Pişmiş yiyecekleri oda ısısında uzun süre bekletmeyin.
• Biberon ve emzik temizliğini iyi yapın.

Dr. Demirdöven, ateşi çok yüksek, karın ağrısı ve krampları çok fazla, dışkısı kanlı olan, sıvı kaybı bulguları gözlenen ve 2 gün içinde düzelmeyen ishal durumlarında mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.

Bebek Haberleri kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın